·320 syf.····Okunma: 29 Ekim 2024 01:22 Amethyst Bell biz ona kısacası Tess diyoruz yıllar önce eşinden ayrılmış oğluyla yaşayan bir kadın. Seneler evvel büyükbabası ünlü ressam Sebastian Bell’den miras kalan Wharton kasabasındaki yazlıkları La Belle Vie’ya bir kış günü geri döner.
Tess yıllar sonra bu eve yeniden hayat katmak arzusuyla evi pansiyona dönüştürmeye karar verir. Ancak Wharton’da kışların son derece çetin ve zorlu geçeceğinden habersizdir. Bu zorlu şartlarda hedefine ulaşmak için komşuları Jim ve Jane (oldukça sıcakkanlı ve yardımsever kişiler) yardım alır.
Pansiyon hazırlıklarına başladığı günün gecesinde evin ikinci katındaki kullanıma kapatılmış olan odadan tırmalamaya benzer sesler işitmeye başlar. Tess yıllardır evin ürpertici ve tedirgin hissettiren bir havası olduğunu hissetse de duyduğu sesler endişesini bir hayli arttırır. Sonunda cesaretini toplayarak odayı açmaya ve içerde neler olduğunu görmeye karar verir.
Kasaba sakinlerinden Wyatt’ın yardımıyla kapalı kapılar açılır ve sırlar yavaş yavaş açığa çıkmaya başlar. Açılan kapı tüyler ürpertici bir gerçekliğin sır perdesini aralayacaktır.
Son sayfasına kadar soluksuz okuduğum ve hemen hemen her sayfada iliklerime kadar ürperdiğim bir kurguydu. Tam olayı çözdüm dediğim noktada bambaşka bir gerçeklikle ters köşe oldum. Çıktığı andan beri okumayı sabırsızlıkla beklemem boşuna değilmiş.
Gerilim romanlarını seviyorsanız mutlaka okumanız kitaplığınızın en güzel köşesine koymanız gereken bir kitap. Ve bir de mümkünse gece sessizliğinde okumayın zira tüylerinizi ürpertecek bir gerilim söz konusu.