Sahne iki pencere, perdeler, iki çöplük oturmak için bir yer gibi minimalist öğelerden oluşuyor.
HAMM oyun boyunca yerinden kalmayan sadece düşüncelerden oluşmuş kötürum biri gibi anlatılmış.
CLOW ise tam tersi şekilde yerinde durmayan, oturamayan birisi. Hamm'ın orada bıraktığı bedeni gibi.
Nagg ve Nell, Hamm'ın babası ve annesi bir bisiklet kazasında ayaklarını kaybediyorlar artık işe yaramaz ve anılar ile dolular. Çöplük onlar için.
İnsanın yaşam ile ölüm arasındaki çizgide, başarıların ve kazançların bittiği yerde. Ruh ölür, beden ve bilinç can çekişir boşluğun üstünde. Artık anlatmanın bile manası yoktur ama anlatmaktan başka çarede yoktur.
HAMM yatalak birisi olarak anlatılmış olsa bile bence; o ruhen ölmüş, kendini bırakmış vazgeçişi yansıtır. Ruhu ölmüş olsa bile bilinci vardır. Ölüme gitmek, bitirmek ister bu oyunu ama o artık sadece bilinçtir. Bu alıntıda bahsedildiği gibi "Bir gün kör olacaksın. Benim gibi. Bir köşede oturuyor olacaksın, boşlukta kaybolmuş küçük bir leke. Karanlıkta kalacaksın, sonsuza dek. Benim gibi. Bir gün, yoruldum, oturayım deyip bir kenara oturacaksın. Sonra, acıktım, diyeceksin, kalkıp yemek hazırlayayım. Ama ayağa kalkamayacaksın. Oturmakla hata ettim, diyeceksin. Ama madem ki oturdum, biraz daha oturayım, sonra kalkıp bir şeyler yerim, diyeceksin. Ama hiç kalkamayacaksın, bir şey de yemeyeceksin. Biraz duvara bakacaksın. Sonra, gözlerimi kapayayım, diyeceksin, belki biraz uyusam daha iyi olur diyeceksin ve kapayacaksın. Açtığın zaman artık duvar olmayacak. Boşluğun sonsuzluğu çevreni saracak. Bütün çağların yeniden dirilen bütün ölüleri dolduramayacak o boşluğu. Bozkırın ortasında ufak bir çakıl taşı olacaksın. Evet, bir gün neyin ne olduğunu anlamayacaksın. Benim gibi olacaksın. Yalnız senin kimsen olmayacak, çünkü sen kimseye acımamış olacaksın ve zaten acınacak kimsede kalmayacak."
CLOW ise onun dış kabuğu bedenidir. Asla oturamaz, hep gitmek ister, gidemez. HAMM ise ölmek ister ama yapamaz. Günlerin anlamı yoktur. olaylar gitmiştir düşünceler ve emirler vardır. Dalgalar sesini yitirdi, tüm manzara siyah ve ötesi bir renkle kaplandı. Artık her şey Gri! ve renksiz. Düzenceler dolanıp durur zihinlerde, hayaller kurulur hiçbiri gerçekleşmez, gerçekleşemez. Var olan tek şey acı, mutsuzluk ve boşluğun döngüsünde tüm bu saçmalığa gülmek, oynamak gerekir.(yaşam - ölüm)
Tanrı hiçbir zaman ses vermeyecek, yoktur aynı zamanda vardır. Çünkü her şeyin ihtimali olduğu halde hiçbir şey olmaz. Ölünebilir, gidilebilir. Hep bir belirsizlik vardır ortada. Olacak gibidir olmaz...olur, istenir, istenmez. Acı çekilir, gülünür...
Kalbin var senin orada
Hiç bırakma onu
Git ama her zaman geri gel, öl ama ölme
Diril hep, bırakma onu