Kitabın kapağını ilk gördüğümde korku-gerilim tarzında bir roman okuyacağımı düşündüm. Ama okuyunca sürükleyici bir polisiye olduğunu anladım. Kitaptaki katil hakkında 3 kişiden şüphe duydum, tahminlerimden biri doğru çıktı ama buna rağmen çok şaşırdım. Birçok ters köşe vardı yani kitaptaki herkes şüpheli gözüküyordu. Kitap 1960'lı yıllarında İngiltere'de geçiyor. 80 yaşındaki Jonathan Haven çok zengindir ve huysuz bir kişiliği vardır, sırf çocuklarını sinir etmek için bir vasiyetname hazırlamaya karar verir. Ve 3 çocuğunu iki gelinini ve eski baldızını malikaneye davet eder, vasiyetnamesini açıklamak için. Hiçbiri Jonathan'ı sevmemesine rağmen sırf mirası için bu daveti kabul ederler ve malikaneye giderler. Bu vasiyetnameden hiç kimse memnun kalmaz ve neredeyse hepsi itiraz eder ve çoğu Jonathan'a hakaret edip tehdit ederler. Vasiyetnamenin açıklandığı gün davetlilerin dışında Jnathan'ın kendisinden 35 yaş küçük ikinci eşi Sofia ve aile avukatı da orada bulunmaktadır. Tatsız geçen akşamın ardından ertesi gün sabah vasiyetname Avukatın kasasından çalınmıştır. Avukat karakola şikayete gittiğinde orada polislerle birlikte Jonathan'ın yatak odasında boğazı kesilmiş halde ölü bulunduğunu öğrenirler. Komiser Beck Davis ve yardımcısı bu olayı çözmek için hemen işe koyulurlar ve bundan sonra cümbüş başlar, katil kimdir? Üstelik 2 gün sonra olayla bağlantılı başka bir kişi daha ölü bulunur. Merakla sayfaları çevirirken kitabın nasıl bittiğini anlamadım. Beni rahatsız eden tek şey kitapta karakterlerin fiziksel özellikleri çok tekrar edilmiş, bunun dışında gayet akıcı sevdiğim bir kitap oldu. Bana bu kitabı öneren canım arkadaşım @gulayinkitaplari na çok teşekkür ederim. Dilerim yazarın okuyucusu bol kalemi daim olur.