Bu kitabı okumayı dahi düşünmüyordum, talihsiz bir şekilde kitapta ne olduğu bana anlatılmıştı çünkü. Ama kitaplar sadece içindeki olay örgüsü için okunmazdı bu yüzden sonunu bilip bilmememin okumama engeli olsun istemedim. Kitap tam anlamıyla korku hissi üstüne. Eşini aldatan bir kadının yakalanması ve bu sırrı saklayabilmesi için verdiği maddi manevi bedellerle başlıyor. Bir anda hayatında eskiden hiçte önemi olmayan şeyleri kaybetme korkusu ve yüzüne bakmadığı seylerin değerlerini anlamak... Kitapta dediği gibi korku bir suçun cezasından daha ağırdır, her daim seni içinde öldürür, esiri olursun. Irene isimli karakterimizin korkusunun nasıl ruhunu kemirdiğini hatta intiharın eşiğine dahi gittiğini gördük. Kitabın sonlarına doğru en hissetmeyi beklemediğim duyguyu hissettim. Acımak. Karakteri bu dediğim gibi görüp anlatınca acınmaya değer dahi gelmiyor. Kocasını aldatan bir kadına üzülmek mi diyorsunuz. İşin bu kısmını Stefan Zweig'in anlatıma yani karakterin duygu durumunu ve düşüncelerini bize ne denli gerçekçi anlatıp bizi karaktere yakınlaşmamızı sağlamasına bağlıyorum. Çoğu kişi hayatının bir noktasında umursamadığı bir şeyi kaybetme noktasına gelerek büyük pişmanlıklar duymuştur. Belki olay Stefan'ın anlatımı bile değildir, ben ya da biz Irene'yi anlamışızdır. Kitabın sonu en bahsetmek istemediğim kısmı, bu kitabın en değerli yeri de derim ben. Tüm bunları kocasının tasarlayıp eşinin evine geri dönmesini sağlamak olması... Avukat bir adamın bu sefer eşinin kabahatini itiraf etmeye zorlaması beni etkiledi. Benim için yine kısacık ancak etkili bir kitaptı. Kendi düşüncelerimi okur okumaz dökmek istedim. Korku
KorkuStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Yayınları · 2022124,9bin okunma