Yıllar önce filmini izlemiştim. Geçenlerde sahafta senaryo kitabını gördüm. Öğretmen olarak atandığı köyde bir eşkiya avcısına dönüşen serçe memet'in hikayesini okuyoruz.
8 sene önce siirt'in bir köyüne gelen, içi memleket sevgisi ile heyecanı ile dolu gözü pek bir öğretmendim. bir karım vardı, yeni evlenmiştim. mutluluk dedikleri belki o günlerdeydi. sonra birden her şey bitti. o hiç aklımdan çıkmayacak güzel günler bir daha geri gelmemek üzere gitti. bir gece eşkıyalar bastı köyü ve benim karımı beraberinde götürdüler. 9 ay dağlarda eşkıyalarla kaldı. sonra bir gün ölüsünü getirdiler köye, intihar etmiş. ansızın her şeyin manası değişti. sevmenin sınırsızlığını, acının sınırsızlığını, öfkenin sınırsızlığını anladım. yaşamak çekilmez bir yüktü artık, insanları sevmiyordum. kendimi dağlarda buldum sonra. kan kusan bir silahtım. eşkıya avına çıkmıştım. ilk yakalandığımda 11 kişi öldürmüştüm. idama mahkum edildim, hapishaneden kaçtım ve kan ve barut ve öfke içinde 7 yıl geçti. öldürdüğüm adamların sayısını unuttum ama karım hala aklımda. her gün, her saat, her dakika...