Ülkemizde yaşanan olaylara bakınca, yolsuzluklar ve büyük çaplı hırsızlıkların genelde bir teşkilat içerisinde oluştuğunu görüyoruz. Yani siyasetin ve emniyetin kollarına sızmış kötü insanlar tarafından bir çete oluşturuluyor. Maalesef günümüzde de bunun örneklerini yaşıyoruz. İşte bu noktada yazarımız güzel bir kurgu oluşturmuş.
Başkomiser Meltem, mesleğindeki başarıları sayesinde Hırsızlık Büro Amirliği’ne atanmıştır. En önemli görevi ise art arda çalınan sanat eserlerini bulmak ve hırsızları yakalamaktır. Ancak karşısında oldukça güçlü bir çete vardır. Diğer tarafta ise “Fotoğrafçı Hırsız” lakabıyla bilinen, genelde suçlu olan kişilerin evlerine girip onların suçlu olduklarına dair deliller bırakan bir hırsızı yakalaması gerekmektedir.
Tesadüf odur ki aynı gece iki ayrı hırsızlık vakası gerçekleşir. Birinde Fotoğrafçı Hırsız vardır ve yakalanması an meselesidir. Diğer vakada ise sıradan bir kuyumcu hırsızlığı gibi gösterilmek istenen, ancak madalyonun diğer yüzünde kaçak yollarla ülkeye getirilen değerli taşları mücevher haline getirip özel müşterilerine satan kuyumcular soyulmuştur. Meltem’in ekibi ikiye bölünür. Ekibin bir kısmı, apartman dairesine giren hırsızı yakalamak için harekete geçer. Emel’le birlikte diğer ekip ise kuyumcuyu soyan hırsızların elindeki rehineyi kurtarmak için bir operasyon hazırlığına girişir.
Zorlu geçen bir operasyon sonrasında, esir tutulan siyasetçi kurtarılır. Ancak hırsızlardan geriye hiçbir kanıt ya da delil bulunamamıştır. Meltem, bu olayı çözmek için büyük bir çaba sarf eder. Fakat olaylar bir noktadan sonra içinden çıkılmaz bir hale gelir. Meltem, başarılı bir komiserken bir anda hırsızlarla iş birliği yapan bir polis konumuna düşer. Bundan sonra Meltem’in işi çok zordur. Karşısında siyasetin gücünü kötüye kullanan ve emniyet içerisindeki birkaç kötü polisten oluşan güçlü bir çete vardır.
“İkinci Katil”in diğer polisiye kitaplardan farklı olan yanı, edebi yönünün daha güçlü olmasıydı. Yazar, anlatım tekniklerini çok iyi kullanmış. Betimlemeler, mecazlar, metaforlar, iç monologlar ve olay örgüsü çok başarılı bir şekilde işlenmiş. Kısacası, yazar edebiyat alanındaki güçlü kalemini bizlere göstermiş. Farklı olan bir diğer yönü ise bu kitapta kimin kim olduğunu düşünmenize gerek kalmaması. Yazar, kitabın ortalarına doğru tüm karakterleri açıkça tanıtıyor. Olayların nerede son bulacağını, bağlantıların nasıl kurulacağını ve büyük hesaplaşmanın hangi noktada olacağını düşünmek ise okura kalıyor. Ancak şunu söyleyebilirim ki, ters köşelerin art arda geldiği muhteşem bir final sizleri bekliyor!
Utku Bey’in kalemi daim, okuru bol olsun.
Utku Balkan Ağadangil
Kitapla kalın.