·174 syf.··Beğendi
···Okunma: 03 Kasım 2024 09:59 Ahmet Refik, asker kökenli bir eğitimci-yazardı. Eserin yaklaşık ilk kırk sayfası yazar hakkında bilgi verirken ortalama 100 sayfa da konuya değinmektedir. Ahmet Refik, askeri okuldan subay olarak mezun olduktan sonra yaşı tutmadığı için kıta hizmetine verilmez ve askeri okullarda eğitimciliğe başlar. Ara ara da arşive atanır. Tam da bu arşiv görevi sırasında çeşitli vesikalara erişerek tarih yazıcılığına başlar. Hatta bir ara Kavalalı ailesine dair çalışması dönemin sadrazamı Said Halim Paşa tarafından uygun görülmez ve İstanbul'dan sürülür. Araya Enver Paşa'nın girmesiyle tekrar görevine iade edilir. Cumhuriyet döneminde eğitimciliği devam eder ama yaşamının sonları maddi sıkıntılar içinde geçerek vefat eder.
Öncelikle eseri iyi anlamak adına biraz Osmanlıca bilmekte fayda var. Her ne kadar bazı cümle ve paragraflar günümüz Türkçesine aktarılsa da Osmanlıca ifadeler oldukça yaygın kullanılmıştır. Eser, ulema sınıfının siyasi-askeri-idari alandaki etkisini örneklerle ortaya koymaktadır. Bu yönüyle Maktul Şeyhülislamlar kitabıyla eş zamanlı okunabilir. Zira çoğu bilgi paralel gitmektedir. İkisi beraber okunduğu takdirde konu pekişecektir.
Konu itibariyle eser bazı kesimleri rahatsız edebilir. Fakat kitaba konu olay ve kişilerin yaptıkları yanlı olmaktan ziyade tarafsızca ele alınmış ve sadece olay ifade edilmiştir. Ulema sınıfından kadızadelerin yanı sıra tekke ehli ve siyasi etkileri olan şeyhülislamların 17. yüzyıldan itibaren bozulmaya başlamaları ve siyasete alet olmaları kendilerine olan saygının azalmasına ek olarak devletin de zayıflamasına neden olmuştur. Zira kadılık makamı günümüzde hakim sıfatına ek olarak belediye başkanı, il emniyet müdürü, il jandarma komutanına da denk düşüyordu. Kadı, yerelde oldukça güçlüydü. Yerelde kadıyı yargılayacak bir makam yoktu. Bölgesine göre Anadolu veya Rumeli kazaskeri tarafından sorgulanabilirdi. Böylesi geniş yetkilere sahip kişilerin keyfi hareketlere giriştiklerinde olacakları varın hesap edin.
17 ve 18. yüzyıllar yolsuzluk, rüşvet, adam kayırmaların ulema içinde ayyuka çıktığı dönemler olmuştur. 4. Murat dahi rüşvete karışan İznik Kadısını sorgulatmadan idam ettirmiştir. Ek olarak kendisine muhalif gördüğü Şeyhülislam Ahizade Efendi'yi idam ettirmiştir. Bu gibi haller Osmanlı kaidelerinde görülmezdi. Zira ulemanın kanı akıtılmazdı. Fakat devlet o kadar zor duruma düşmüştür ki bir padişah dahi sorgu ihtiyacı gütmeden kadı idam etmek zorunda kalmıştır. Kitapta kronolojik olarak işlenen bu konu günümüze adete ışık tutmaktadır. Çocuk istismarı, büyü adı altında kadına taciz,, vakıfların haksız kazançları, adam kayırma gibi çoğu şey kitapta anlatılmaktadır.
Atatürk'ün diyanet işlerini kurma gerekçesini kitabı okuyunca bir kere daha idrak ediyor insan. Çok kıymetli bir eser. Muhakkak her kesim tarafından okunmalı.