Puan vermedi·96 syf.····Okunma: 02 Kasım 2024 05:55 Türk yazınında kendine pek yer bulamayan "itiraf" anlayışının Dünya edebiyatında en güzel örneklerinden biri şüphesiz Tolstoy'un İtiraflarım'ı. Bizim edebiyatımızda olmayışını özellikle vurgulamamın sebebi hâlâ birey olamayışımızın, kendimizle yüzleşemeyişimizin üstelik böyle bir isteğimizin de olmayışının altını çizmek... Tolstoy eserinde ana hatlarıyla hayatını, kendiyle ve tanrı ile olan hesaplaşmasını oldukça cesur bir dille anlatıyor ki eser bu sebeple bir dönem yasaklanıyor. Beni özellikle etkileyen yazarın hayatı anlamlandirma çabası, bu çabanın boşa çıkması ve yazarın "kendi fikrimce" bir yalana inanmayı tercih ederek kendini rahatlatmaya çalışması oldu. Düşünen, sorgulayan her insan bir noktada şu ikilemi yaşıyor: inancın huzurlu kollarında hakikatten kaçarak yaşamak ya da hakikati kabullenip bu huzursuzlukla yaşamayı öğrenmek. Yazar ilk seçeneği tercih ediyor -en azından eseri kaleme aldığı günlerde - fakat her şeye rağmen o çağda alanında ünlü bir ismin kendini böyle çırılçıplak gözler önüne serebilmesi büyük cesaret... Ben eseri okurken tanrı var mı yok mu' dan çok bizim hayat karşısında ne kadar aciz olduğumuzu ve bu acizlikten kurtulmak için çoğumuzun bir yalana -yalan olduğunu bilse de- inanmaya ne kadar ihtiyaç duyduğunu bir kez daha anladım. Dilerim herkes okusun herkes anlasın...