·509 syf.··Beğendi
···Okunma: 17 Kasım 2024 01:42 Oğul, 13 yıllık bir intikam hikayesi. Polis olan babası mafyaya köstebek olduğu için intihar eden Sonny, babasıyla birlikte en büyük idolünü ve hayatının amacını kaybeder. Sporcu kimliğinden vazgeçerek uyuşturucu bağımlısı olur, uyuşturucu temin etmek için yasadışı yollara ve kişilere bulaşır, parasızlık ve amaçsızlık onu hapishaneye düşürür. Hapishanede uyuşturucu temin edebilmek için hapishane müdür yardımcısı ile işbirliği yaparak işlemediği suçları üstlenir. Hapishanede geçirdiği yıllar boyunca diğer mahkumların güvenini kazanarak insanların günah çıkardığı bir rahip/derviş rolüne bürünür. 30 yaşına geldiğinde hala yaralı bir çocuktur ve üstlenmesi istenilen son cinayet davasında beklenmedik bir kişinin itirafıyla babasının suçsuz olduğu öğrenir, uyuşturucuyu bırakıp intikam planını kurarak hapisten kaçar. Oslo’nun arka sokaklarında polis ve mafya arasında müthiş bir kovalamacanın içinde, babasını ölüme sürükleyen tüm suçluları avlamaya başlar. Hayatının aşkıyla tanışır ve İkiz kod adlı bir mafya patronunun izini sürer. Emekliliğine az kalmış kurnaz bir komiser olan Simon Kefas, hem Sonny hem İkiz’in ardında, geçmişin sır perdesinin peşine düşer.
Sonny’nin hikayesine, hapisten kaçısına ve intikam oyunlarına bayıldım. Ancak Simon ve etrafındaki kişilerle oluşturulan suç yumağı beni pek sarmadı, sonu tahmin edilebilirdi. Yazarı ilk kez okudum ve bana bir J.C. Grange etkisi vermedi. Kurgunun çıkış noktası oldukça özgün olmasına rağmen gerek üslup gerek kurgu nedeniyle heyecanımı kaybettim, finali tahmin ettiğim için açıkçası çok da etkilenmedim. Polisiye ve intikam hikayesi sevenler mutlaka okusun ancak Grange gibi bir üst düzey beklemesin. Hani polisiye okurken insan kitabın başından kalkamaz, sürekli okumak ve devamını görmek ister ya, ben o denli sürükleyici olduğunu düşünmüyorum. 7/10