Emrah Serbes ile bir Ankara Polisiyesi okudum. Behzat Ç., Harun, Hayalet ve Akbaba… Sanki Türkiye gündeminden düşmeyen konuları halkın günlük sıkıntıları ile harmanlamış ve bizlere anlatmış değerli yazarımız.
Çekiç ve Gül içerisinde 14 öykünün bulunduğu bir eser. Ana karakterler değişmiyor sadece konular ve işlenen olaylar değişiyor. Cinayet Büro Amirliği’nde başkomiser, hayata karşı işlenen suçlar uzmanı Behzat Ç. bir 216 yakıyor ve meslek hayatında tanık olduğu gasp, yaralama, cinayet, haksızlık, açlık, aşağılanma elbette hepsinin ana kaynağı cehaleti tüm çıplaklığı ile gözler önüne seriyor. Hangimiz kendimizi istemediğimiz bir durumun ortasında bulmadık ki? Kimimiz aldatıldık, kimimiz kendine hakim olamadı cinnet geçirdi ve Savcıların karşısında hesap verdi.
Ya suçluluk duygusu?
Cinayet Büronun görünüşte sert ve aykırı ama yüreği “Gaspi’nin Ölümü” hikayesinde olduğu gibi sevgiyle dolan ama sevgisini göstermesini pek beceremeyen Behzat Dayı tıpkı dizide olduğu gibi kitapta da beni benden aldı. Siyah Cam, Çekiç ve Gül, İtibar gibi birbirinden harika bu polisiye öyküleri okurken zaman zaman tebessüm edecek zaman zaman da “ulan ben olsam bu kadar sabırlı olamazdım” diyeceksiniz.
Gazinoda çalışan Yeliz ile Behzat Amirim’in diyaloglarına da hasta kaldım. “Sen de beni seviyor musun? -Bir süre kavga çıkarmamayı başarabilir misin?”
Harun’un anlattığı Temel ve Dursun fıkrasını da çok sevdim. Sayfa 216’da kitabı alan 1000K okurları eminim çok güleceklerdir.
Kitabın çok akıcı olduğunu özel olarak belirtmek isterim. Muhtemelen, müsaitseniz 2 günde rahat biter. Bu kitabı alacaklara son sözüm insanların başına her şey gelir. Kimseyi ne yargılayın ne yadırgayın. Emrah abi ile İzmir Kitap Fuarında tanıştım birkaç gün evvel, güler yüzlü, nazik, okur ile diyalogdan kaçınmayan haza beyefendi bir kişilik. Özel bir insan. Ve Emrah abi için kötü düşünenler beni takip etmesin incelemem ile de açık açık söylüyorum.
İlim Sahibi Şahıs hikayesindeki Sinekli Hocayı da okumayı ihmal etmeyin.