Bir rivayete göre bülbüller insanlara huzur ve mutluluk veren sevimli canlılardır ve onu öldürmek kötü şans ve uğursuzluk getirir. Amerika'nın herhangi bir eyaletinde yer alan Maycomb kasabası sıradan ve dışardan bakıldığında gayet normal insanların yaşadığı bir yerdir. Ancak ABD'nin bundan 100 yıl önce ırkçılık ve siyahi karşıtlığının yansımaları bu kasabada da yer almaktadır. Siyahi insanlar bu kasabada tıpkı Amerika'nın diğer tüm yerleşkelerinde olduğu gibi ayrı bir bölgede yaşamakta ve tek amaçları Beyazlara hizmet etmektir. Hikayemizin ana konusu da bu ırkçılık ve siyahi karşıtlığıdır. Maycomb kasabasında bir gün bir olay yaşanır ve Beyaz bir kadına Siyahi birisi tecavüz ettiği haberleri tüm kasabada dolaşır. Siyahi kişi anında tutuklanır ve mahkeme süreci başlar.
Kitabın baş karakteri olan Scout isimli küçük kızımızın babası da bu Siyahi kişinin avukatlığını yapar. Atticus adındaki bu kişi tüm kasabanın baskılarına rağmen Siyahi zanlıyı savunur ancak o dönemde Siyahilerin Beyazlara karşı hiçbir konuda üstün olmamasından ötürü masum olmasına rağmen hapse girer ve sonunda trajik bir olay yaşanır. Sözde tecavüze uğrayan kızın babası ise Atticus'tan intikam almak ister ve korkunç bir plan yapar. Bu planının sonucunda Atticus'un çocukları olan Scout ve abisi Jem'i öldürmek ister. Ancak beklenmeyen bir süper kahraman bu iki çocuğun hayatını kurtarır. Yaşadığı sorunlardan dolayı hayatı boyunca evinde yaşamak zorunda olan Öcü Radley bu iki çocuğun hayatını kurtarır. Kitabı bu şekilde özetleyebilirim.
20.yüzyılın ortalarında yazılan ve Amerika'nın 1900'lü yıllardaki ırkçılık sorununu ön planda tutan bu kitabı çok beğendim. Pulitzer Ödülü almasına şaşırmadım açıkçası. Kitap aynı isimle filme de uyarlanmış ve filmde Oscar Ödülü almış. Şiddetle okumanızı tavsiye ederim.