Zorba, dillere pelesenk olan Çok gezen mi bilir? Çok okuyan mı? Soru kalıbına ışık tutuyor sanki. Çok gezmek kendi yaşadıklarımızdan öğrenmemizi sağlar, çok okumak ise farklı insanların, karakterlerin hikayelerinden tecrübe edinmemize etken olur. Hepimizin hayat akışında karşılaştığı, isim koyamadığı, onlarla ya da onlarsız ama onların etkisinde kalarak yolunu sürdürdüğü insanlar olmuştur. Aleksi Zorba'da Nikos Kazancakis'in " ruhumda iz bırakan dört kişiden biri" dediği karakterdir. Kitapta anlatıcı (Patron) Girit'e seyahat etmeye hazırlandığı esnada eski maden işçisi Zorba'yla tanışır ve onu yeni işleteceği linyit madeninde işçilerin başına getirir. Anlatıcı, bir dostunun ve Zorba'nın terimiyle " kağıt faresi" bir entelektüeldir. Zorba, iç sesimizi dinleyen, düşüncelerin korkusuzca dile getirilmesi gerektiğine inanan ve uygulayan, yaşanmış pişmanlıklar ile yaşamın sürmesi gerektiğini anlatıyor. Kitabin bazı kısımlarında kadınlara yönelik olumsuz anlamda cinsiyetçi yaklaşımlar rahatsız ediciydi. Kadınları birey olarak değil de, keyif objesi olarak tanımlaması irite ediciydi. Çok fazla kadın vurgusu yapmasına rağmen kadınların iç dünyasına ait bir yaklaşım ve söylem olmamış. Dışarıdan nasıl görüldüğü betimlenmiş. Kitapta tek beğenmediğim kısımlardı. Son söz olarak bana beni ve hayatı Zorba'nın dilinden anlatan bir kitap oldu. Kitap bittiğinde bir dostumu kaybetmişim gibi bir duyguya kapılarak üzüldüm. Zorba gibi içten olan ve hayat boyu yanımızda duran, varlıklarıyla bize kendimizi iyi hissettiren, hayatımızı yaşamaya değer kılan tüm dostlara selam olsun. Seni özleyeceğim Zorba.