·160 syf.····Okunma: 10 Kasım 2024 22:34 Yazar, günümüz Türkiye’sindeki psikologların (büyük çoğunluğunun diyeyim) hayata bakışlarını aynalamış.
Bu tâbi benim şahsi yorumum.
Ama çevremdeki psikologların genel tavrı her nedense hep bu tarz.
Kitabı Kemal Sayar tavsiyesiyle almıştım, okuması akıcı ama yazarın zaman içerisinde ‘yaşamak’ temasında daha da derinleşeceğine inanıyorum.
Konular melankolik, depresif, hikayeler de biraz acıların çocuğu perspektifinden kaleme alınmış.
Albert Camus okumaktan keyif alıyorsanız tavsiye edebilirim ki yazar da Camus’ü seviyor anladığım kadarıyla.
Ne demek istediğimi kitaptan bir alıntı ile örnekleyecek olursam ;
“Eğer çok şanslıysak ve her şey yolunda giderse şurada yaşayacağımız 30-35 sene daha kaldı. Dünyadaki kalan süremiz ve rahatımız için takla atmaya, boyun eğmeye, korkup çekinmeye hiç niyetimiz yok, olmadı da. “ diyor yazar.
Bu cümleden yazarın zaman kavramında anlam eksikliklerinin olduğunu, hatta yakınlarının ölümlerinden de zamanı tam kavrayamadığı için derinlemesine travmatize olduğu sonucunu çıkarttım.
İlaveten takla atmak, boyun eğmek, korkup çekinmek de acıların çocuğu perspektifine bir örnek olsun.
Yazarı negatif değil yapıcı eleştiriyorum.
Ruh halini kelimelere dökmek birçok çözülmeye ve şifaya sebep olabiliyor.
Kendisini sevdim ve bundan sonraki kitabını da gelişimini gözlemlemek için okuyacağım.
Onun dışında okunacak çok daha nitelikli kitaplar var.
Yazarın cesaretine ve emeğine sağlık.