Puan vermedi·120 syf.··
2024 34. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 12 Kasım 2024 11:25
taşların anlattığı’nda hikayeyi taşlardan dinliyoruz gerçekten de, taşlara yüklenen bilgeliği çok sevdim okurken. her şeyi sessizce ve derinden hisseden gözlemciler olmalarını. engelli bir çocuğun aileye eklenmesi üzerine kederle örülmüş bir aile anlatısı okuyoruz. bu ailenin temelinde bu kadar büyük bir sevgi olması ancak hiçbir ferdin bunu pek kelimelere dökmemesi, herkesin kendi duygularıyla başederek hayatını yaşamaya çalışması çok gerçek hissettirdi bana. aynı olayların herkesi böyle farklı etkilemesi ve herkesi başka kişilere dönüştürmesi de öyle. ağabey, kız kardeş ve sonuncu olmak üzere üç bölümden oluşuyor kitap. karakterlerin isimleri geçmiyor hiç anlatıda. yalnızca bu ailenin üyesi olduklarını biliyoruz. bu tercih kitabın anlatımını çok güçlendirmişti. keder, bu kitabın başkarakteri. her karakterin hüznünü hissediyorsunuz ve cümleler yüreğinize saplanıyor okurken. “göğsüne dokunuyor ve onun kanamıyor oluşuna her zaman şaşırıyordu.” nedir mesela?? bir yandan da kaygı var, kitaptaki güçlü elementlerden biri. kaygı duymadan sevemeyen, bağ kurmanın her zaman büyük risk almak olduğunu bilen bir karakteri okumak zorlayıcıydı çünkü çok gerçekti. kitap bitmiş olsa da “kaygı içinde kök saldı, dağlardaki incir ağaçları gibi filizlendi, sert ve dayanıklı. belki bir gün geçecek. belki de geçmeyecek.” cümleleri benimle kalacak. 120 sayfa kısacık bir anlatıya bu kadar duygu sığmış olmasını inanılmaz buldum. yazarın anlatımını John Steinbeck ‘e benzeten yorumlar gördüm ve çok katılıyorum, ben de konusu bakımından Doris Lessing ‘in Beşinci Çocuk kitabına benzettim. taşların anlattığı, kederle bezeli müthiş bir aile anlatısıydı ve benim için bu yılın favorileri arasında yerini çoktan aldı.
Taşların AnlattığıClara Dupont · İletişim Yayınları · 20262,566 okunma
·
51 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.