Puan vermedi·131 syf.··
2024 32. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 13 Kasım 2024 11:07
Barış Bıçakçı nihayet okuyabildim. Bu yazarı çok seven bir kaç okur tanıyorum. İletişim'den çıkan kitaplarının harika kapakları var. Bu kitabın kapağı da harika. Barış Bıçakçı'nın hikâye ağırlıklı yazdığını biliyorum, öyle diye biliyorum. Hikâye okumak istemiyorum aslında. Roman okumak istiyorum. Yazarın son kitabının bir roman olması da iyi oldu. Kitabı beğendim. Beğenmeden de okuduğum yerler de oldu elbette, sol düşünce, duyarlılıklar, özellikle de son edebiyat toplantısında öğrendiğim , latife tekin'in "işçiler ne yapıyor şu anda" diyerek hüzünlenmesi tarzında garabet antipatik meseleler de bir araya gelince, barış bıçakçı'nın süphan dağı üzerinden methiyeler düzen işçi kişisi, öff bitmedi bi türlü, dedirtti bana. Ancak bu küçük antipatik ögelere rağmen yazarın dilini, anlatım tarzını, kurduğu hikâyeyi, hikâyeyi sürdürüş biçimin, finalini ve genel anlamda her şeyini beğendim diyebilirim. Senelerdir yazan bir yazarın geldiği nokta, kurguda farklılıklar arayışı, bu farklılıkların artık bir manasının olmayışı, hikâye ve romanın sayfalara hapis olmasının getirdiği kanıksama ihtiyacı, kabullenme ihtiyacımız dışında bir şeye de gerek yok sanki. Yeni bir şey yazmadan da, artık her şeye şahit olduğumuz bu zamanlarda her şeye aşinalığımız, bütün bu alışmışlık hissi içerisinde sadece bir hikâye anlatabiliyor olmak, ve bu anlatışın da niteliksiz olmaması yeterli geliyor. Yazarlar bir olay anlatmalı, kurguları olayı, kişileri anlatmak üzere olmalı. Yazarların dünya görüşleri, solla ilgili hassasiyetleri -ayşegül devecioğlu'nun "bedel" ödemiş karakterleri, ya da bu kitapta Ayşe'nin abisinin işkence görmüş olması vb- ön plâna en azından minimum düzeyde çıkartılarak anlatılsa daha iyi olacak, çünkü bu hassasiyetler ister istemez yazarların bir denge kuramaması gibi bir sonuca yol açıyor. Polisler işkenceci, solcular ilerici vb.. dini hassasiyetleri olan yazarların da benzer hassasiyetlerle bu sefer diğer taraftan olayı anlatmaları sonucu benzer rahatsız edici ögelere denk geliyoruz. Neden ayşe'nin abisinin polis tarafından işkenceye uğradığını veya bir bedel ödediğini öğreniyoruz? Neden mesela teröristler tarafından gazi edilmiş bir asker değil? Böyle olursa sola karşı mı gelmiş oluyoruz o zaman? Solcuysak belli değerlere dikkat etmeliyiz, sağcıysak, dinci ve dindarsak belli değerlere dikkat ederek yazmalıyız o halde. Konuyu nereden nereye getirdim ama, bu rahatsızlığı hissediyorum, bu benim bu konulardaki sığ bakışım sebebiyle de olabilir, bu da mümkün, ama sonuçta böyle hissediyorum. Kitabı beğendim, evet. Finalini çok beğendim, evet. Barış Bıçakçı'nın diğer kitaplarını süphan dağının adını duvardan silemeyen çünkü işte "ninem çocukken dağın sırlarını fısıldardı bana" diyen işçi gibilerle karşılaşmak kaçınılmaz olsa da, okumaya bir niyet ettiğimi söylemem gerek. Herkese iyi okumalar.
Dünyaya Yeni Gelen Okurlar İçinBarış Bıçakçı · İletişim Yayınları · 20241,034 okunma
·
204 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.