Spoiler içerir
Alicia çok sevdiği kocasını bi gün aniden öldürür ve yakalandıktan sonra asla konuşmaz. Ardından onu akıl hastanesine yatırırlar. Theo adlı bir psikoterapistte Alicia’nın peşinden o hastanede göreve başlar ve Alicia’ya yardım etmeye çalışır. Kitap gerçekten ilgi çekici ve saran bir kitap ama çok uzatılmıştı sanki. 300 sayfalık bir konu değildi ve çoğu cümle boştu. Sonunda bir ters köşe olacağını biliyodum ama böyle bir ters köşe hayal etmemiştim. Yani tahmin edilmesi çok zor bişey değil ama nedense çok mantıklı da gelmiyor bana. Tatmin edemedi beni çok. Theo’nun neden böyle birşey yaptığı çok kafama yatmıyor çünkü. Gabriel’i öldürmesi saçmalık çünkü Theo’nun hikayesini de baştan okuyoruz ve onda öyle bir karakter yok. Çok cesur biri değil ve mantıklı hareket eden biri. Öldürme düşüncesi bile yokken eve pat diye girip nasıl cinayet işleyebiliyor anlamadım. Ters köşe olması için karakterden beklemediğimiz bir şey görmeliyiz ama gördükten sonra da aslında neden öyle davrandığı da akla yatmalı. Ayrıca Alicia’nın tüm sülalesini okuyoruz belki iyi bir bilgi alabiliriz diye. Dedektiflik hikayesi gibi oluyor zaten biraz, ayrıca asla gerilim yok. Ama yani tüm sülaleyi boşa okuyoruz. Hiçbirinin ne olayla ne de Alicia’nın psikolojisiyle bir bağlantısı var. Sondaki ters köşeye yazar kendini o kadar kaptırmış ki Paul’ün kumar gizemini çözemiyoruz mesela. Yani her şeye rağmen güzel bir kitaptı beğendim ama çokta güzel işlenememişti. Bu arada Elif çok sinir bozucu bir karakterdi ve Theo’nun karısına ağzını açamamasına çok sinir oldum. Theo’cum tüm olaylardan kaçmıştı ama suç mahaline bile isteye kendi döndü.