Bu inceleme komplike bir metin içermeyecek ama kısaca fikirlerimden bahsetmek istiyorum. Gürpınar bu eserinde yarattığı Şatırzade Şöhret bey üzerinden yanlış batılılaşmayı ya da kitapta daha yaygın bir biçimde bahsedilen hâli ile alafrangalılaşmayı eleştiriyor. Günümüzde de sıkça rast geldiğimiz batının sadece maddi öğelerini benimseyen cahil özenti avamı acımasız bir dille eleştiriyor Gürpınar. Şatırzade'de tıpkı Ahmet Mithat'ın Felâtun'u, Recaizade'nin Bihruz'u gibi batılaşmayı öz de değil biçim de benimsemiş ve bir Batılı yerine, batı tiyatrosunun bir dekor ürünü olmuştur. Ahmet Mithat'tan farklı olarak Gürpınar, Şatırzade karakterinin karşısına doğru adedilecek bir karakter koymamıştır bu anlamda Recaizade'nin Araba Sevdası'ndaki eleştirisi ile daha çok benzeşir roman. Fakat Araba Sevdası'nın aksine "Şık" romanı romantiktir ve pek çok kez Hüseyin Rahmi romanın olağan akışını keserek fikirlerini açıkça beyan eder bazen de bunu karakterler üzerinden onları Şatırzade ile konuşturarak yapar. Üstelik Şatırzade, Felâtun'dan da, Bihruz'dan da daha aptal ve daha cahildir tıpkı o da Bihruz gibi bir kadın tarafından kandırılır lâkin Şatırzade'nin hâli daha içler acısıdır zira batılılığı biçimde gören zihniyetine rağmen bunu da becerememiş sadece özentilikle kalmıştır. Ne dil bilir, ne edebiyat, ne fen fakat hepsini bildiğini iddia eden bir cahil cesaretine sahip bir bunak Şatırzade. Romanda Gürpınar resmen onun bu aptallığını cezalandırarak başına binbir türlü musibet açıyor garibanın. Ayrıca kitap mizahi bir üslüba sahip ve göze batan Molierevari bir tarzı var belli ki Üstad Moliere okumayı seviyormuş. Son olarak şundan da bahsetmeliyim ki; kitap düşündüren değil anlatan bir kitap diğer bir deyişle; yağmur yağacak demek için bugün bulutlar pek bir kederli diyip anlamanızı ummuyor direkt yağmur yağacağını belirtiyor.