İlk olarak Huzursuzluk kitabı ile tanışmıştım Zülfü Livaneli'nin kalemiyle. Beynimde yer edinen ve tekrar okumaktan kesinlikle sıkılmadığım ve her okuyuşumda farklı cümlelerine gönül verdiğim, benim için çok önemli bir kitap. Livaneli'nin eserlerinde en sevdiğim yön bana bazı kavramlar katıp bende araştırma isteği uyandırması ve farklı kültürlerle tanıştırması. Kitaba dönecek olursam kimine göre İslamiyeti kötü gösteriyor olarak algılansa da ben yazarın herhangi bir dini kötülediğini ya da olayları abarttığını düşünmüyorum. Söz konusu olan şey din değil insanlık. Sırf inandığımız dini kötü göstermeyelim diye yine bizimle aynı dine inandığını düşündüğümüz insanların yaptıkları zulmü 'dindaşlık' adı altında görmezden gelip bunu dile getiren kişiyi 'din düşmanı' diye yaftalamanın da insanlığa sığar yanı olduğunu düşünmüyorum. Beni kitaba bağlayan unsur da malesef din, dil, ırk farketmeksizin dünyanın herhangi bir yerinde insanların gerçekten böyle zulümleri yaşıyor olmaları. Zulmün dini, kimliği olur mu? Bazen durup bir bakmak lazım diye düşünüyorum, olanları görmek için kitaba gerek yok ki... Neyse... Kendi adıma konuşmam gerekirse Livaneli'nin bu kitabı benim yüreğime çok işledi. Bi şans verin derim...