Tanzimat Fermanı – 1839: Anayasal düzene geçiş hamlesi…
27 yıl sonra:
I. Meşrutiyet – 1876: Anayasal monarşi. Yürütmenin başında II. Abdülhamit.
34 yıl sonra:
II. Meşrutiyet – 1908: Bir kez daha anayasal düzene geçiş…
15 yıl sonra:
1923 – Cumhuriyetin ilanı: Yeni bir anayasal düzene geçiş…
22 yıl sonra:
1945 – Çok partili yönetime geçiş: Yine anayasal düzen…
15 yıl sonra:
1960 – Darbe: Yine anayasal düzen…
11 yıl sonra:
1971 – Muhtıra: Yine anayasal düzen…
9 yıl sonra:
1980 – Darbe: Yine anayasal düzen…
17 yıl sonra:
28 Şubat 1997: Yine anayasal düzen…
18 yıl sonra:
15 Temmuz 2016 – Darbe girişimi
2 yıl sonra:
2018 – Başkanlık sistemine geçiş: Yine anayasal düzen…
Ve şimdi, bir kez daha “anayasal düzen” tartışmaları… Yersen.
100 yılı aşkın süredir, neredeyse her 10–15 yılda bir “anayasal düzene geçiş” adı altında sistem değişiklikleri yaşıyoruz. Bu kadar denemeye rağmen neden demokratikleşemiyoruz?
Neden hâlâ üçüncü dünya ülkesi konumundayız?
Neden Ortadoğu bataklığından çıkamıyoruz?
Neden hukuk sistemine güven kalmadı?
Neden temel insan haklarını hayata geçiremiyoruz?
Ve neden her deneme, binlerce insanın canına mal olmasına rağmen yine başarısız oluyor?
Körburun, sadece kurgusal yapısı ve akıcı anlatımıyla değil, bu sorulara verdiği dolaylı cevaplarla da değerli bir kitap. Çünkü her “anayasal düzene geçiş hamlesi”, aslında o dönemin baskın gücünün yağma ve talanını meşrulaştırmak için kullanılan bir kılıf.
Kitap, 1960’larda Rum halkının mal varlıklarının nasıl sistematik biçimde el değiştirdiğini ve bu süreçten kimlerin nasıl zenginleştiğini güçlü bir biçimde anlatıyor. Detaya insem, kimlerin bu zenginleşmeden beslendiği uzun bir liste olur (ki biraz araştırmayla herkes bulabilir zaten) ve kelime israfına dönüşür. Kısacası, bugünün zenginleri, bir önceki zenginlerin mallarını yağmalayan zenginlerdir.
Ülkemizin yönetici elitinin genetik kodlarında adalet ya da hukuk yok. Zaman zaman adil liderler çıksa da bu kodlardan tam anlamıyla kurtulmak mümkün olmamış. Körburun, bunu edebi bir roman üzerinden ustaca anlatıyor. Bize geçmişin izlerini yeniden hatırlattığı için Hikmet Hükümenoğlu’e teşekkür ediyorum.
KörburunHikmet Hükümenoğlu · Can Yayınları · 20242,711 okunma