·421 syf.··Beğendi
···Okunma: 14 Kasım 2024 17:13 Charles Dickens Edwin Drood’un Gizemi’ni yazarken hayatını kaybettiği için kitap da maalesef yarım kalıyor. Bu bile başlı başına çok üzücü bir olayken kitabı okudukça bu üzüntüm daha da arttı. Çünkü kitap gerçekten harika bir şekilde yazılmıştı. Tüm o karakterler, bilinmezler, sonradan hikayeye dahil olup kitabı bambaşka bir yere doğru götüren yeni kişiler her şeyi kusursuz yapmış gibiydi. Dickens’ın bu kitabı yazarken kalıplarının biraz dışına çıktığını da fark etttim ister istemez. Şüphesiz bunda da en büyük pay sahibi değerli dostu Wilkie Collins. Çünkü onunla tanıştıktan sonra Wilkie Collins’ten de etkilendiği bilinen bir şey.
Kitabın ilk yarısında karanlık bir taraf var. Sürekli sizi tetikte tutan, yer yer ürküten, arada sorular sormanıza sebep olan bir yapı. Ama ilerledikçe bu karanlık bulutların dağıldığını göreceksiniz. Bundan sonra ise bu karanlık yerini bilinmezliğin sebep olduğu bir gizeme bırakıyor. İşte buradan sonra da olaylar bir anda hiç olmadığı kadar hareketleniyor. Kitabı elden bırakmakta zorlandım bu aşamadan sonra.
Bundan sonrası biraz spoiler içerir.
Aslında okudukça şüphelerim Jasper üzerine yoğunlaştı. Edwin ile kitabın başlarında konuşurken yaptığı işinden duyduğu memnuniyetsizlik ve Rosa’nın bu konudaki düşüncelerini merakla sorması şüphemin ilk tohumlarıydı. Sonra Rosa’ya doğru gittikçe artan ilgisi ve rakibi gördüğü yeğenin kayboluşu bunu destekler nitelikteydi. Bir de üstüne Edwin ve Rosa’nın zaten ayrılacak olduğunu öğrendikten sonra adeta “Ben ne yaptım?” der gibi bir kriz geçirmesi tek şüpheli yapıyordu bence onu.
Kitaba sonradan dahil olan Bay Dacthery ise bir dedektif edasıyla olaylar arasındaki bağlantıyı bir bir kurmaya başladı. Ama ne yazık ki buradan sonra ise kitap yarım kalmış bir şekilde bitti. Gerçekten çok üzücüydü.
Kitap tamamlansa kim bilir ne kadar güzel bir eser ortaya çıkacaktı diye sormamak zor. Ki şu anki haliyle de mükemmel olduğunu göz ardı etmemek gerek. Muhtemelen Dickens yaşayıp kitabı tamamlasaydı kendisinden sonraki birçok yazara da yeni ilhamlar verirdi. Ama ne yazık ki her şey buruk bir şekilde bitti.