Bazı kavramları Yalçın Koç'tan apararak kitaptan bağımsız genel'leştirici bir giriş yaparak başlama niyetindeyim.
Meşhur "theo-logos"'lara bakıldığında bu kimselerin "muhakeme" kabiliyetleri'ni benim açımdan tartışmak beyhude olur. Eğer bu "theo-logos"ların koluna girip kendilerinden müstakil labirentin yollarına girer isek; bolca emek ve çaba sarf ettiğimiz bir süreç sonunda bir çıkış bulabiliriz.
Peki, "muhakeme" kabiliyeti sınırlı "zihnin"de bu kavramlar tam olarak oturmamış bir "beşer" bu yolu bitirdiğinde "labirent"i tamamlayabilmenin verdiği "muvaffakiyet" ile gördüğünü "hakikat" cihetinden tasnif edebilmekte midir? Kendi sınırlı örneklem'im bu konuda "haz"dan bağımsız olarak "yeter"siz; hatta "üzücü" sonuçlar göstermektedir.
Burada kişisel olarak şunu çözüm olarak görmekteyim. "Söz" ün sahibi kimdir; artık bakılması gereken budur.
İkincil, üçüncül kaynaklardan Yalçın Koç hakkında duyduğum şeyler kendisinin "müspet" biri olduğunu düşünmeme yol açıyor. Bu durumda "söz" e itibar etmeme yol açıyor.
Velhasıl, kulak kabartıp, "öyle"dir diyorum; hocanın "tab ettiklerine". "Gönlü"ne "aşk" çalınan adam mayalı'dır ve "aşkın-düşkün" fikirleri onu kuşatamaz. Lafı çok uzatmadan ben'ce'sini söyleyecek olursak işin. Çünkü "söz", "aşk"a dair değildir.
****Kitabın içinden kitabın özeti
"Nazariyat'a (theoria)" mahsusen "(müteşekkil) psukhe suret'i" teşkil edilmesi, "theo-graphia" esasında olmak üzere, "suret'li isim'ler geneo-logia'sı" tesis etmek şeklinde düşünülebilir; "nisbet (ratio)" esasında olmak kaydıyla.
Bu itibarla, "theo-graphia'ya" ve bu bakımdan da "theo-gonia'ya" mahsus "suret'li isim'ler geneo-logia'sı'nın baş'la'n'gıç'ı'nda", "suret'li isim" olarak "(müteşekkil) psukhe" yer alır; bundan, "asli isim" olarak söz ederiz.
Bu manadaki "asli isim'den", "suret'li isim" olarak "(müteşekkil) o (hüve) doğ'ar". Bundan da, "ilk isim" olarak bahsederiz.
"İlk isim'den" ise "suret'li isim" olarak "(müteşekkil) ben (ene) doğ'ar".
Kısaca hatırlatırsak, "suret'li isim" olarak "(müteşekkil) ben'den (ene'den)" bahsetmek, "suret'li isim" olarak "(müteşekkil) psukhe'den", "hafıza, muhayyile ve idrak" şeklindeki "basit kuvvet'ler'i aş'an" şekilde söz etmeği gerekli kılar; mesela, "irade" konusunu da dikkate alarak.
Biz, "(müteşekkil) psukhe suret'i'ni", "tasvir'e" mahsus "o'nun (hüve'nin)" ve "tasvir'e mahsus "ben'in (ene'nin)" "bir'lik'i" suretinde ele alıyoruz.
Ancak, "(müteşekkil) psukhe suret'i", daha geniş manada ele alınırsa, bahis konusu "suret'li isim'ler geneo-logia'sı'nın", "suret'li isim'ler" olarak "(müteşekkil) o'nun (hüve'ye)" yanı sıra, "müteşekkil" ben'i (ene'yi)" de kapsadığı görülecektir.
Bu bakımdan, "theo-graphia" esasındaki "theo-gonia" itibariyle düşünülen "(suret'li) isim'ler geneo-logia'sı'na" mahsusen "baş'la'n'gıç (arkhe)", "suret'li isim" olarak "(müteşekkil) psukhe'dir" ve bahis konusu "geneo-logia'ya" ait olan her "suret'li ism'in nisbet'i" bu "baş'la'n'gıç'tır (arkhe)".
"Suret rabt'eden cevher" olarak "psukhe", bu bakımdan, "theo-graphia" itibariyle düşünülen "suret'li isim'ler geneo-logia'sı'nın zemin'i'ne" mahsustur; o kadar. "Sarraf" olarak "psukhe'nin", "(müteşekkil) psukhe suret'i'nin zemin'i" olması manasında.
Bu itibarla "suret rabt'eden cevher" olarak "psukhe'yi", "nazariyat'ın zemin'i" olarak düşünmek, "suret rabt'ed'en cevher'den", "nisbet (ratio)" esasında "baş'la'mak" anlamına gelir.
"Suret'li ism'in baş'lan'gıç'ı (arkhe'si)", "nisbet (ratio)" esasında olmak üzere, bizatihi "baş'la'n'gıç'sız suret'li isim'dir"; bu sebeple.
Burada, "baş'la'n'gıç'sız suret'li isim" ile, "kaynak'ı" bizatihi "suret'li isim" olmayan "suret'li ism'i" kastediyoruz; yani "suret'li isim'ler geneo-logia'sı'nın baş'la'n'gıç'ı'nı".
"Theo-graphia" ve bu itibarla da "theo-gonia" cihetinden düşünülen "suret'li isim'ler geno-logia'sı'na" mahsus "vezn'i", "ölç'ü'yü" ve "harmonia'yı" önceki bölümlerde inceledik.
"Mutho-graphia'ya" mahsus "Aphrodite kız'ı Harmonia", "theo-graphia" itibariyle düşünülen "suret'li isim'ler geneo-logia'sı'nda" yer almaz.
Yukarıda temas ettiğimiz bu husus, "mutho-graphia" fikrini daha geniş manada ele almak suretiyle, daha ayrıntılı olarak kolaylıkla açılabilir.
Böylece "theo-graphia" esasında düşünülen "theo-gonia'ya" mahsus "doğ'uş (genesis)" fikrini, "mutho-graphia" esasında, düşünülen "theo-gonia'ya" mahsus "doğ'uş (genesis)" fikrinden ayırdık; "suret'li isim'ler geneo-logia'sı" yoluyla.
"Theo-graphia" itibariyle düşünülen "doğ'uş'a (genesis)" mahsus " suret'li isim'ler geneo-logia'sı", bu bakımdan, yukarıda anlatılan manada olmak üzere, "vezn", "ölç'ü" ve "harmonia'nın" kaydı altındadır.
Şöyle de söyleriz: "Theo-graphia" itibariyle düşünülen "theo-gonia'ya" mahsus "suret'li isim'ler geneo-logia'sı'nın" esası "vezn", "ölç'ü" ve "harmonia"dır.
"Nazariyat (theoria)" bakımından ifade edersek, "aş'kın'ın suret'i" , yani "nazariyat'a (theori)" mahsus "müteşekkil dil", yukarıda anlatılan şekilde, "nisbet (ratio)" esasında düşünülen "suret'li isim'ler geneo-logia'sı'nın" kaydına tabidir.
"Nisbet (ratio)" esasında düşünülen "suret'li isim'ler geneo-logia'sı'nın hudud'u", "suret'li isim" cihetinden söylersek, "iç'te taşı'nan suret'siz fiil'dir".
"Aş'kın'a" mahsusen "suret'siz fiil'i aş'an" şekilde "suret'li isim'ler geneo-logia'sı'nın" teşkili imkan dahilinde değildir; bu manada.
Aksi takdirde, "theo-graphia" iptal edilir ve "muthos yaz'ı'm'ı" başlar.
"Nazariyat (theoria" itibariyle düşünülen "suret'siz fiil", "basit manzara'ya" mahsusen, "iç'te kabz'ed'il'en ağır'lık" olsaydı, "suret rabt'ed'en cevher'i" bizatihi "seyr'et'mek" imkanından bahsederdik; oysa hal böyle değildir.
"Aş'kın'a" mahsus "suret'li isim'ler geneo-logia'sı'nın" teşkil esası, " basit manzara doğ'uş'u'dur".
"Theo-graphia" bakımından, "suret'li ism'i","iç'te, suret'li isim taşı'yan basit manzara'ya evvel" olarak düşünemeyiz, bu sebeple.
Aksi takdirde, "basit manzara teşkil'i'ni", "yap'ı (constructio)" esasında ele almak mecburiyetinde kalırız ki; "nazariyat (theoria)" itibariyle bu mümkün değildir.
Bu manada olmak üzere, "nazariyat (theoria)" itibariyle "doğ'an", "suret'li" ve bu itibarla "iç'li" olarak "basit manzara'dır".
Bu bakımdan, bahis konusu "suret'li isim'ler geneo-logia'sı'ndan", "suret'li isim'ler'i iç'te taşı'yan basit manzara'lar" itibariyle, "basit manzara(lar) geneo-logia'sı" olarak da söz ederiz.
"(Müteşekkil) psukhe suret'i", yani "nazariyat'a" mahsus "müteşekkil dil" esasında düşünülen her "suret'li isim", bahis konusu "suret'li isim'ler geneo-logia'sı'na" mahsustur; bu manadaki her "suret'li ism'in nisbet'i", "suret'li isim" olarak "(müteşekkil) psukhe'dir"; bu sebeple.
syf 249-252