Gönderi

Okuyun okuyun okuyun...
10/10
·248 syf.·
2024 47. kitabı
Ben bu kitap için birkaç kelam etmezsem hem kitaba hem de canım Latife Tekin'ciğime büyük ayıp etmiş olurum. Bazı yazarların ve bazı kitapların zamanları vardır. O zamanlardan önce yahut sonra okunduğunda insanda beklenen etkiyi yaratmaz. Latife Tekin benim için tam da böyle bir yazar ve kitapları da tam böyle kitaplar.. Birkaç yıl evvel Gece Dersleri, Unutma Bahçesi ve Bercii Kristin Çöp Masalları kitaplarını okumuştum ve ben ne okuyorum, çok anlamsız, saçma vs gibi yersiz yersiz konuşmuştum. Oysa zamanından çok önce okuduğum için böyle demişim bunu şimdi anlıyorum. Peki bana bu günlerde Sevgili Arsız Ölüm'ü okutan sebep neydi? Latife Tekin'le tanışacak olmaktı. Üyesi olduğum muhteşem bir okuma kulübünün aylık seçilen kitabıydı ve ben başka bir şehirde yaşadığım için çok da üstünde durmamıştım fakat daha sonra yazarın da geleceğini öğrendim ve ben de kulübün buluşma tarihinde orada olabilecektim. Dedim tam zamanı hadi başla... Kitaba bir başladım ve ben asla bırakamadım. İlk sayfasından son sayfasına kadar doya doya okudum hiç sıkılmadan, hiç duraksamadan.. Ve tabii Latife Tekin'le de tanıştım, kitabın yarısına kadar okumuşken.. Öyle mütevazi öyle tatlı ve saygılı bir hanımefendi ki... Kırmadan, incitmeden sorduğumuz her soruya yanıt verdi.. Şimdiii... Kitap için yazacak olduklarıma artık kulüp toplantımızda Latife Tekin'e sorulan sorularla ve onun verdiği cevaplara ek olarak ben de kendimce eklemeler yaparak devam edeceğim. Sorulan ilk soru kitabın diliyle ilgiliydi ve kitap içindeki diyalogların niçin öyle olduğuydu yani niçin lan, kız gibi ünlemler sıkça kullanılıyordu? Latife Tekin bunu, "bizim evin içinde kullanılan dil" diyerek açıkladı. Kayseri'de köyde yaşarken ve sonrasında İstanbul'a göçtüklerinde aile içindeki konuşmalardan yola çıkarak bu dili kullandığını söyledi ve gerçekten de ben Adana'nın Kayseri'ye yakın bir ilçesinde yaşıyorum. Bizim oralarda da bu tür seslenmeler oldukça yaygındır. - Nörüyon lan! - Getiriver kele. - Ölmen ya kız yapıver.. gibi gibi Bana bu diyaloglar hiç yabancı gelmemişti ama yabancı gelen okurlar olmuştur illaki bu yüzden bunun cevabını bizzat yazarın kendisinden duymak çok daha iyi oldu elbette. Kitabın dili için yine şu soruda soruldu. "Kitap kısa cümlelerle ve oldukça hızlı akıyor bunun nedeni nedir?" Latife Tekin bu soruyu gülerek cevaplamıştı çünkü arkadaşlarımızdan birisi siz çok sakin bir insansınız nasıl yazdınız böyle deyiverdi. "Kitap annemin hikaye anlatma ritmiyle yazıldı yani ev içinde koşturan bir kadının ritmiyle." Cümle yapılarının böyle olmasının sebebiyse sözlü kültürün o zamanların Kayseri'sinde baskın olması ve hikaye anlatanların bunu müthiş bir şekilde başarmasıymış. İkinci olarak sorulan soruysa kitapta kullanılan isimlerle ilgiliydi. Kullanılan isimlerin bir anlamı var mıydı? Uydurma isimler mi yoksa gerçek isimler miydi? Dirmit ne demekti ve kimdi mesela? Latife Tekin, "Dirmit benim çocukluk arkadaşımın adıydı." dedi. Köyde yaşadıkları dönemde en yakın arkadaşıymış. Diğer isimlerse yine akrabalarının, köydeki kişilerin isimleriymiş. Dirmit'in anlamıysa Kayseri'de yetişen bir üzüm türünün adıymış ve aynı zamanda Kafkaslarda bir sanat tanrıçasının adıymış. (Latife Tekin bir Kafkas göçmenidir.) Ek bir soru olarak da kitaptaki batıl inançların fazlalığı dikkat çekiciydi ve nedeni soruldu. Bunun içinde yine yaşadığı yerde cinler perilerle kuşatılmış olarak büyüdüğünü ve birlikte yaşadığı insanların inandıkladıyla kitabını yazacağını düşünüp bunları yazdığını söyledi. Üçüncü ve artık sona yaklaşırken sorulan sorulardan biri de büyülü gerçekçilik denen akımın ve Gabriel García Márquez'in etkisinde kalıp kalmadığıydı. Canım Latife Tekin öyle güzel cevapladı ki bu soruyu... "Bizim edebiyatımızda Yaşar Kemal varken Kemal Tahir varken niçin başka bir edebiyata gideyim. Türk edebiyatında bu isimler varken başka dünya edebiyatlarına özenmek Sevgili Arsız Ölüm'e hakarettir. Annem babam, ailem varken başka edebiyatlara bakmadım. Bana Gabriel García Márquez'in tek katkısı 'istediğim gibi yazabilirim' fikrini vermiş olmasıydı. Evettt daha konuşulacak çokk şey var kitap ve Latife Tekin için fakat bu kadarı şimdilik yeter daha başka kitaplarında görüşmek dileğiyle... Mutlaka okuyun Sevgili Arsız Ölüm'ü çünkü eminim sizlerde de bir zamanı var bu kitabın o zamanı bulmanız ümidiyle..
Edebiyat
Sevgili Arsız ÖlümLatife Tekin · Can Yayınları · 202410,8bin okunma
··
2.368 Gösterim
3 Yorum
Hatche
Gönderi Sahibi
https://1000kitap.com/gonderi/257517287
Kitabı henüz bitirdim. Tadı damağımda kaldı adeta. Yorumunuzu da çok beğendim, yazarla karşıaşabilmeniz ne güzel. Tam da aklımdaki soruları ve cevaplarını buldum. Yaş 47, keşke daha önce okusaydım dediklerimden oldu. Şimdi ise iyi ki okumuşum diyorum. Gerçekten çok keyifliydi.
Hatche
Gönderi Sahibi
Çok çok teşekkür ederim 🌸 umarım bir gün siz de tanışırsınız ve eminim çok seversiniz. Kitabın yaşının olmadığının bir göstergesi aslında iki ve hatta daha fazla farklı okurun kitabı çok sevmesi. ☺️
Sanat ve toplumu sanat tarihi boyunca bir kisfe hep ayırmaya çalışmıştır bir kisfede ikisini bir tutmaya çalışmıştır; aslında bu saçmalıktan başka bir şey değildir çünkü o sanatın oluşturan sanatçıdır lakin sanatçıyı oluşturan halktır; halkı oluşturansa sanattır. İster Kadir-i mutlak yaratıcının sanatı olsun ister fikir babalarının isterse sanatçının fark etmez. Bu üçü bir bütündür, yazarın kelamlarında da bunu gördüm. Bizim Giresun'da da "Uyş" gibi kelamlar çok kullanılır lakin az olan yazar ve şairlerimizde bu gibi yerli kelamları kullanmayı tercih etmez. Türk Edebiyatı konusunda ki fikirlerinde de bence sonuna kadar haklı. Hatta ve katha bana kalırsa doğu edebiyatı başlı başına bugün popüler kültürün bir yaslaması olan "Batı Sanatı"ndan kat ve kat daha üstündür. Öyle ya Rus Edebiyatı da doğunundur.
Hatche
Gönderi Sahibi
Doğru yoldayız o vakit şair bey :))
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.