Merhabaa;) Çevremdeki neredeyse herkesin okuduğu eski bir serinin ilk kitabını bitirdim ve bu ay ikinci kitabı da okurum çok büyük ihtimalle. Zaten bir serinin ilk kitabını okuyup beğendiyseniz üstüne bir de heyecanlı bir yerde bittiyse kesinlikle o kitabın devamı gelir ve ışık hızında okunur:) O zaman kitabın konusundan bahsedeyim.
Yüzünü bilmedikleri halde yaptıklarından dolayı Amerika'daki insanların korktuğu Gölge bir seri katil. Gölgeye öldüreceği insanların kim olduğunu ve onlarla ilgili birçok bilgiyi veren kişi Lucas bile Gölgeden korkuyor. Lucas yine bir gün Gölgeye yeni müşterinin kim olduğunu söylemek için arıyor. Gölge telefonu açtığında yeni müşterisinin Nicholas Green'in Türk kökenli gayrimeşru kızı Yeşil Başar olduğunu öğreniyor ve Yeşil'in kalbini alıp onu öldürmesini söyleyen de Nicholas Green yani Yeşil'in öz babası. Gölge masum insanları öldürmediği için bu işi kabul etmiyor ama onun herkesin aradığı meşhur Taşıyıcı olduğunu öğrendiğinde bu işin o kadar da zor olmayacağını düşünüp kabul ediyor.
Yeşil 5 yıldır Ötanazi Okulunda hapis gibi bir hayat yaşıyor. Onu Ötanazi Okuluna gönderen de öz babası Nicholas [Allah'ın cezası adam kızın hayatını mahvetti bir de diyor ki kızı öldür pislik herif( ;`Д´)] Ötanazi Okulu idam cezasına çarptırılan mahkumların ölmeleri için kurulmuş bir okul. Hepsi idam cezası aldığı için okuldaki ölümler yasal ve ABD'deki bir hapishaneye bağlı zaten bu okul da Alaska'da. Mahkumları hapishanedekiler değil, okuldaki öğretmenler öldürüyordu. Öğretmenler aslında bilim insanıydı ve öğrencilerin hepsi de deneylerinde kullanacakları mahkumlardan seçilmişti. Oradaki öğretmenlere göre hepsi kadavra veya denekti. Yeşil böyle bir yerde kalıyordu ama bir suç işlediği için orada bulunmuyordu. Bir kuleye hapsedilmiş rapunzel gibi aslında.
Yeşil'in birçok sağlık sorunu ve fobisi var. Yeşil'in kalbinde bir çip var. Çocukken Yeşil'in sağlıklı kalbini çıkarıp yerine içinde çip olan başka bir kalp yerleştirmişler. Kalbindeki çipin yaydığı radyasyonlardan dolayı Yeşil'in çok kısa bir ömrü var. Aynı zamanda Yeşil konuşamıyor, astımı var, kapalı alan, kan ve güneşe karşı da fobisi var. Yani kısacası kızın yaşaması bile bir mucize.
Gölge Yeşil'i öldürmek için geliyor fakat onu öldürmüyor ve tam 1 yıl süresi olduğunu 1 yıl sonra onun kalbini almak için geleceğini söylüyor. Bu 1 yıl içinde Gölge Yeşil'in kaldığı odaya yeni bir kütüphane yaptırıyor, duvarları boyatıyor ve uzun bir süre sonra Yeşil kendini mutlu ve değerli hissediyor. Daha sonrasında Yeşil Gölge'nin gerçekte kim olduğunu öğreniyor. Gölge de artık Ötanazi Okulunda kalmaya başlıyor.
Kitabın sonlarına doğru Yeşil'in ablası Ötanazi okuluna geliyor ve 2.kitapta ortalık fena karışacak gibi duruyor. En yakın zamanda Ötanazi Okulu 2'yi de okurum. Bu kitapta ben Gölgeyi çok sevdim. Diğer kitaplarda nedense Gölgeden nefret edeceğimi düşünüyorum. Hafif hafif spoilerlar yemiş olabilirim(^.^) Yeşil karakteri de çok güçsüz yani sadece bu kadar hastalığı ve fobisi olması bile gereksiz bence. Ben daha güçlü bir karakter beklerdim. Bunlar dışında beni çok rahatsız eden bir şey olmadı diye hatırlıyorum. Bir de Yeşil'in ailesi nefret edilesi bir aile. Onların bakış açısından okurken kafayı yedim resmen. O ailede bir tek düzgün olan Chloe yani Yeşil'in üvey ablası tabii o da çok düzgün değil ama ailenin diğer üyelerine göre bir nebze daha iyi. Kitap kısaca böyleydi. Öyle aman aman abartılacak bir şeyi yok ama okunabilecek seviyede bence. Kendinize iyi bakın. Şimdilik bysss(^_^)