Hayatın İçinden Yirmi İki Öykü: “Maya Taşı”
Kıymetli meslektaşım Mutlu Özçelik’in “Maya Taşı” adını verdiği ilk kitabı, Nisan 2024’te raflarda yerini aldı. “Bediz Yayınları” etiketiyle çıkan kitap, yirmi iki öyküden oluşuyor. Yazar, oldukça derin bir gözlem gücüyle okuyucuyu bazen çocukluğun nostaljik köşelerine, bazen bir mahalle fırınına, bazen de işsiz bir babanın sofrasına götürürken, aynı zamanda insan ruhunun karmaşık labirentlerinde dolaştırıyor.
Maya Taşı’nda yer alan öykülerin hemen hepsinde toplumsal ya da bireysel kısıtlamalar karşımıza çıkıyor diyebilirim. Kitapta yalnızca bireysel hikâyeler değil, toplumsal gerçeklikler de işleniyor. Her bir öykü, insan ilişkilerindeki zorluğu yansıtan bir ayna gibi. Yazar, akıcı üslubu ve güçlü betimlemeleriyle okuyucuyu hikâyenin içine çekerken, karakterlerin duygularını ve içsel çatışmalarını da gözlerimizin önüne seriyor. Hayatın içinde her an karşılaşabileceğimiz kahramanlarının gerçeklerle yüzleşmesi; kimi zaman bir çocuğun, kimi zaman da bir yetişkinin anlatımıyla gerçekleşiyor.
Maya Taşı’nın ilk epigrafı, fikirleriyle Avrupa’da Aydınlanma Çağı’nı ve Fransız Devrimi’ni önemli ölçüde etkileyen Jean-Jacques Roussea’dan: “İnsan özgür doğmuştur ama her yerde zincire vurulmuştur.” Kitabı okuduktan sonra bu epigrafın öykülerdeki düşünce ve olayları desteklediğini hissediyoruz.
Mutlu Özçelik ilk kitabında, bir solukta okunacak bir anlatım yakalamayı başarmış. Maya Taşı, gündelik hayatın ayrıntılarında insan ruhunun derinliklerini işlemeye çalışırken, bir taraftan da yazarın sonraki kitaplarının habercisi gibi görünüyor.
Seyhan Can