yüzde kırkı bitti. hadi first impression zamanı. okuduğum kısımlarda sadece ilk birkaç bölümü beğendim, bir de bir sahnede kitaptan alıntı vardı o güzeldi. gerisi hoşuma gitmedi. detaylı olarak hoşuma gitmeyen şeylerden bahsetmeyeceğim ama içimi yiyen, beni strese sokan o durumdan bahsetmem lazım.
eira'nın her şey normalmiş gibi takılması. feylere (ki 292929 kere söylediğim gibi bunlar düşman ırkmış) hemen güvenmesi. feylerin de ona hemen güvenip yarım etmesi. bu durum o kadar canımı sıktı ki iki de bir aklıma geliyor kitabı okurken.
eira onları hayatı boyunca tanımış gibi davranıyor. zaina hayatımda sahip olmadığım kız kardeşimmiş gibi hissediyorum diyor, karakterler hakkında şöyle böyle diye çıkarımlar yapıyor ama onları assla tanımıyor. (tanışalı bir hafta falan olmuşken ve sadece backstorylerini bildiği halde bu kadar yakın hissetmesi 🤯) sanki eira insan değil de feymiş gibi takılıyorlar. kitap soft, iyi güzel ama bu softluk asla yakışmamış. farklı bir dünyadasın ama asla sorgulamıyorsun, anı yaşıyorsun. farklı ırkla berabersin ama bir haftada onları çıkarım yapacak kadar iyi tanıyorsun.
ki bu karşılıklı güvene asla anlam vermedim. insanlar gözlerini kırpmadan darkaları öldürmüşler, feyler kaçmak için dünya değiştirmişler. bu hikayeyi bilmek bile kızı az olsun germeli ama onlar bi anda kanki oldular.
ayrıca dünya hakkında neden dünya değiştikleri, tayganın soğuk olduğu, çiftçi darka şifacı ve çürük diye feuler olduğu dışında pek bir bilgimiz yok ama eira halinden çok memnun