·160 syf.····Okunma: 13 Mart 2024 00:00 "Yalnızlığımı hissediyor ve üzülüyordum fakat bundan kurtulacağımı ummuyordum. Maria, daha doğrusu onun tablosu karşıma çıktığı vakit bu haldeydim. O beni birden bire sessiz ve karanlık dünyamdan ayırmış, yaşama döndürmüştü. Şimdi geldiği kadar sebepsiz ve ani, çekilip gidiyordu."
Hayatının sıradanlığı ile yazarı hayrete düşüren hatta bu kadar sıradan, alelade, hiçbir hususiyeti olmayan biri olarak görülen Raif Efendi'nin hayatına yazar, tesadüfen tanıklık ediyor ve Raif Efendiden hayatına en büyük tesiri yapan adam olarak bahsediyor. Siyah kaplı defteri okumaya başlamasıyla Raif'in hayatı gözler önüne seriliyor. Raif'in, Maria Pulder'in otoportresiyle tesadüfen karşılaşması, ressam ile aralarındaki belirsiz ve tahlili zor dostluk (?), Raif'in hayatındaki boşlukların birer birer kapandığını hissetmesi ve Maria sayesinde hayatına yaşama arzusu ve sevincinin doğması, sonra bir an her şeyin alt üst olması. Maria'nın Raif'i mektupsuz bırakması... Raif'in manasız, lüzumsuz hayatına devam ederken yine bir tesadüf sonucu artık büsbütün yaşamasını lüzumsuz bulmasına sebep olan bir haber alması. O an gözleriyle görüp de bakmadığı, aldırmadığı şeyin aslında hayatına anlam katacak olan buluşma olduğunun farkında olmayışı. Fark edene kadar trenin hareket edip Ankara'dan Berlin'e doğru yola çıkması. Ve artık insanlarla iç içeyken yalnız başına ölümü beklemesi.