·192 syf.··Beğendi
···Okunma: 17 Kasım 2024 19:34 Savaş, binlerce insanın canına mal olan, ülkeleri, şehirleri yaşanmaz hale getiren ve birilerinin açgözlülüğü yüzünden yok yere çıkarılan korkunç bir şeydir. Çoğu zaman savaşları tek tek bireylerin neler yaşamış olabileceği üzerinde değil, bir bütün olarak düşünürüz. Anız Ateşleri, bu bütünün küçük bir parçası olan bir askerin gözünden savaşı anlatıyor. İnsan kendi başına kocaman bir alem ise eğer, onun yaşadıkları üzerinden varın siz düşünün savaşın dehşetini.
Kendinizi şu durumda hayal edin; Ülkeniz tarafından hiç tanımadığınız bir ülkeye yollanmışsınız. Birliğiniz yenilmiş, erzağınız azalmış ve üstüne üstlük vereminiz iyice azmış. Komutanınız sizi artık işe yaramaz bir nesne gibi gördüğü için yanınıza birkaç patates vererek hastaneye gitmenizi söylüyor, gittiğiniz hastane ise hastalığınızın hastaneye yatacak denli ciddi olmadığı gerekçesiyle sizi geri yolluyor. Her ikisi de sizi artık istemiyor. İnsanlığın öldüğü iki duraktan geçiyorsunuz böylece. Sonra sizi alsın diye önünde beklediğiniz hastane bombalanıyor, artık tek başınızasınız. Bir yanda düşman askeri, bir yanda sizden nefret eden sizi yerli halk. Tüm kitap Er Tamura'nın o korkunç hayatta kalma çabasının ve insanlığın en çok da savaşta öldüğünün korkunç hikayesinden oluşuyor.
Savaş gerçekten hem aptalca hem de çok korkunç. Bunu anlatan en güzel alıntılardan biri de şu sanırım, "Bizler öldürüleceğimiz anda bile katilimizin kim olduğunu bilmiyorduk." Bu işte tam tanımı savaşın, hiç tanımadığın, daha önce hiç görmediğin ve dolayısıyla kişisel bir nefretinin olamayacağı bir insanın katili olmak ya da daha önce hiç görmediğin ve dolayısıyla kişisel bir nefretinin olamayacağı bir insan tarafından öldürülmek.
Bu kitabı, savaşın tek tek insanlara neler yaptığını görsün ve anlasın diye savaş meraklılarının okumasını isterim. Ben çok canım yanarak okudum ki savaştan tüm kalbimle nefret edenlerden biriyim.
Not: Savaş tek bir durumda haklıdır, o da ülken işgal edilmişse eğer. Zaten başka bir şansın var mı savaşmaktan başka öyle bir durumda?