Puan vermedi·1025 syf.····Okunma: 01 Haziran 2022 19:51 Karamazov Kardeşler Rus edebiyatının ilk felsefe düzeyindeki romanıdır. Roman, insan ruhunu yarattığı karakterler üzerinden kusursuz derecede çözümlemesiyle ve felsefe içeren diyalogların derinliğiyle alanında en iyilerinden, belki de en iyisi olarak dikkat çekmiştir. Dostoyevski’nin başyapıtı olarak kabul edilmektedir. Yazarın tüm yaşamı boyunca yaşadığı olayların, karşılaştığı kişilerin ve tüm siyasal, toplumsal görüşlerinin bir sentezidir.
‘’Acı’’ unsurunun fazlaca hissedildiği Karamazov Kardeşler’de karamsar bir dil kendini göstermektedir. Cümleler sanatsallıktan uzak ve doğal-günlük yaşama uygundur. Kahramanların her biri ayrı ayrı derin karakterler olmasından dolayı eserde, kişi betimlemelerine ve ruh çözümlemelerine büyük ölçüde yer verilmiştir. “Bana psikolog diyorlar; bu doğru değil. Ben en yüksek manası ile gerçekçiyim. İnsan ruhunun derinliklerini betimliyorum.” diyerek bunu desteklemektedir.
Romanın bel kemiğini oluşturan üç kardeş (Dimitri, Ivan, Alyoşa) Dostoyevski'nin yaşamının üç dönemidir. Babasına benzemekten korkup onun gibi olmaktan kaçamayan Dimitri, Dostoyevksi'nin delidolu gençlik yıllarını temsil eder. Her şeye ve herkese karşı kinli olan ve kendi varoluşuyla bile çatışma yaşayan Ivan onun sosyalist ve muhalif zamanlarının bir yansımasıdır. Manastırda yaşayan ve ''en hayırlı evlat'' olarak tasvir edilen Alyoşa ise yazarın dine döndüğü zamanlardaki ruh halini anlatır ve Dostoyevski'nin üç yaşında kaybettiği oğlunun adını taşır.
Sorumsuz ve sevgisiz bir baba yüzünden dağılan koca bir aileyi, perdesiz-engelsiz-duvarsız şekilde gösterir bize Dostoyevski. İyileşmek için çırpınan ve kötü örnekleri gördüğü için onlar gibi olmamaya yemin eden kardeşler en sonunda hayatın acı gerçekleriyle yüzleşir ve kaçtıkları her şeyi kovalarken bulurlar kendilerini. Kendi hayatlarının sorumluluğunu alan koca ''adamlar'' olmuşken tek bir darbede darmadağın olurlar çünkü bu hayatta onlar ''kenara itilen çocuklar''dır. Acı çektikleri her sebep onlara yeni birer pranga gibi bağlanmaktadır. Kin duydukları, kavga ettikleri, karşı geldikleri hiçbir şeyden saklanamaz ve babalarından bir adım öteye gitmeyi başaramazlar. Çünkü hayatlarının hiçbir döneminde onlara inanan tek bir kişi olmamıştır.
Ruhları kararan parlak çocuklar olurlar büyüdükçe, çoğumuz gibi.