Kimlik Bunalımı?
3/10
·496 syf.··
2024 54. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 18 Kasım 2024 22:12
Kitabı gömdüğüm 1.5 saatlik videom: youtube.com/watch?v=ZXYB1BR... Benim için artık klasik olmuş bir şekilde bu incelememde de madde madde ilerleyeceğim. Bilmeyenler için incelememde SÜRPRİZ BOZAN ( aka SPOILER) olacağını bildirmek isterim. Sürpriz bozan kısmına geçmeden önce ufak bir sürpriz bozansız inceleme yazmam gerekirse kitabın fantastik mi klasik kötü çocuk + saf ve sakar kız Wattpad kitabı olmak istediğine karar veremediğini, aslında potansiyelinin olduğunu ama yazarın bunu kullanmaktan çok uzak kaldığını söylemem gerekiyor. Karakterler 15 yaşından büyükmüş gibi davranmıyor, betimlemeler size yaratılan dünyayı yeteri kadar açıklayamıyor, kitabın belli bir bölümünde sadece Aytun'un kıskançlık krizlerini ve Ayliz ile aralarındaki zorlama "romantik" sahneleri okumak zorunda kalıyorsunuz. Bu açıdan bakıldığında "fantastik romantizm" türünde bir kitap olduğunu düşündürüyor. Kitap boyu kayda değer bir şey olmuyor, Ayliz kitabın çoğunluğunu eve tıkılmış şekilde geçiriyor. Çok amatör bir kitap olduğundan bahsetmeliyim. Yani benim 200 liram olsa ve sadece bir kitap alabilme seçeneğim olsa 200 liramı bu kitabı almak için harcamazdım. Şimdi sürpriz bozanlı kısma geçiyorum: 1) Yazarın Elinde Kek Ve Krema Varmış Ama Pasta Yapamamış Kitap Ayliz'in piramidin içerisinde gizemli bir oda bulması ve sonrasında başka bir dünyaya gitmesiyle başlıyor. Güzel bir fantastik kitabı okumamız için elimizde gereken bütün malzemeler var. Farklı bir dünyaya düşen bir karakter ve bir sürü güzel mite, karaktere ve olasılıklara sahip olan Mısır mitolojisi! Bu ikisine sahip olup nasıl bu kadar çorba, buram buram Wattpad kokan kötü bir kitap ortaya çıkabilmiş anlayamıyorum. Ayliz farklı bir dünyaya gidiyor, Mısır hariç her şey değişmiş. Bildiğimiz ülkelerin hiçbiri yerinde değil. Ayliz'in düştüğü Mısır ise eski tarzını koruyan ama günümüz modern teknolojisine sahip, Tanrıça Neftis'in yönettiği bir yer. Burası insanı biraz heyecanlandırıyor ama yazar o kadar burayı tasvir etmek istememiş ki! Modern Mısır'ın nasıl olduğunu ya da eski yapısını koruyan Teb'in nasıl bir yer olduğunu asla size anlatmıyor. Uyuyuş Töreni'nini bile öyle üstünkörü geçmiş ki gözlerinizin önünde zar zor canlandırabiliyorsunuz. Aynı şey karakterlerin tasvirlerinde de geçerli. Elinde Mısır Mitolojisi gibi öyle iyi bir konu varken o kadar kötü şekilde kullanmış ki yazar, ağzım açık kaldı. Mısır Mitolojisiyle ilgili bir şeyler okumak istiyorsanız bu kitap o kitap değil çünkü içerisinde sadece bir iki tanrıça ve tanrı ismi, iki tane büyü sözcüğü yer alıyor. Ha bir de Mısır'da yaşadıklarını iddia ediyorlar. Bu kadar. Geriye kalan her şey muallak. Boşluk. Bir tiyatro sahnesi gibi. Ne Ayliz'in kitabın yarısında kaldığı Aytun'un evini, ne Teb'i, gittikleri hastaneleri, Kemikler Şehri'ni, Uyanış Günü'nü, Teb'in sokaklarını ne de karakterleri doğru dürüst betimlenmişti. Hiçbir şey neredeyse tam ve doğru şekilde gözünüzde canlanmıyor. Üstelik karakterlerin karikatürize kalmış olması da hiç yardımcı olmuyor. Yazar elindeki iyi malzemelerimi kullanmayı maalesef becerememiş. 2) Fantastik Mi Olsam Wattpad Kitabı Mı Olsam? Kitap ne olacağına kadar verememiş. 100 sayfa Wattpad kitabı okuyormuş gibi bir hisse kapılıyorsunuz. Kötü çocuğumuz Aytun ve "Lafımı dinlemezsen bacaklarını kırarım!" / "Sus ve arabayı bin yoksa dilini keserim!" laflarıyla baharatlanmış kıskançlık ve öfke nöbetleri bir yana, saf ve sakar kızımız Ayliz'in ARKEOLOG olmasına rağmen aptalın teki gibi davranıyor olması, sürekli başının "saçma" belalara sokuyor olması ve birilerine "muhtaç" olması bir yana... Karakterler 24 yaş ortalamasına sahip ama 15 yaşındaki ergen veletler gibi davranıyor. Tanışmaları, konuşmaları, kıskançlıkları o kadar yapay ki... Yani başka bir dünyadaki Mısır'ın göbeğinde Ayliz'in kolları sıvayıp hamaratça yeni evliler gibi yemekler yapması, hikâyenin akışına belli bir noktada hizmet etmeyen gereksiz kıskanma ve flört sahneleri... Yani mesela bu kitapta Simge neden Meness tarafından aldatıldı ki? Biz zaten ilişkilerinin dinamiğine yeteri kadar tanık olamadık. Benim için Simge aldatılmış ya da aldatılmamış hiç önemi yok. Bu Simge'de bir karakter gelişimi de yaratmadı. Eee, neden oldu? 100 sayfa falan bunları okuyorsunuz sonra bir 20-30 sayfa fantastik kırıntıları serpiştirilmiş şeyler çıkıyor karşınıza. Mesela Ruhlar Şehri denen bir yer var, orada da Çalıntı Ruhlar Hastanesi denen bir yer var. Burası o kadar tuhaf ki. Tuhaf derken de iltifat etmiyorum. Şehir dedikleri yer orman gibi bir şey içine bir tane bine dikmişler buna da hastane demişler. Yani... Kötü mü desem, uğraşılmamışlık mı desem bilemiyorum. Ruhsuz Kemik denen şeylerin mantığını da anlamadım, "hastane" denilen yerdeki insanların büyüsüyle neden Nigraların beslendiğini de anlamadım. Kitap neden bu kadar çorba olmuş onu da anlamadım. Kitap bir şeyleri size açıklama ve ikna etme konusunda çok ama çok kötü. Sizi Mısır'da olduğunuza ikna edemiyor, sizi Ayliz ile Aytun'un birbirine âşık olduğu gerçeğine de ikna edemiyor. Yani sayfalarca Aytun ile Ayliz'in saçma sapan diyaloglarını okuyorsunuz. Mesela bir diyalog var allahım kafayı yedim resmen. Aytun'un ikizi Simge ve Ayliz, Aytun hakkında konuşuyor. Simge bu ikisinin iki kere aynı yatakta uyuduğunu öğrenince başlıyor konuşmaya. Yok o çok "SERT" birisiymiş de "SEKSTEN SONRA UYUMAK YOK, BEYBİ" tarzı birisiymiş de yok "KADINLARA O GÖZLE BAKMAZMIŞ" da... Bunlar size tanıdık geldi mi? 2013 Wattpad bad boy - good girl kitabı okuyormuşum gibi yüzeysel ve sadece hormon ve ergen zihni kokan cümleler bunlar. 3) Edebiyat Kasmaya Çalışmaktan Vazgeçin Wattpad'de yazmış ve hikâyeleri oradan çıkarak kitaplaşmış yazarların genelinde olan bir problem bu. Bölümlerin başlarında alakasız, yazarların edebiyat kastıklarını "sandıkları" ama aslında okuma hızını ve kalitesini düşüren ve bende gülme isteği uyandıran yazılar konulmuş. Edebiyat yapmak saçma sapan betimlemeleri yan yana koymak ve havalı cümleleri alakasız satırlara yapıştırmak değildir. Keşke bunları yapacağınıza mekân tasvirleri, karakterlerin karikatürize olmamaları için daha gerçekçi karakter olmaları, hikâye akışı, ana yapı, yaratılan dünya, karakterlerin arasında geçen diyaloglar gibi şeyler için harcasanız. Bu beni öyle rahatsız etti ki örnek vermek istiyorum. İlk bölümün sonunda Ayliz kendi dünyasından diğer dünyaya geçiyor. İkinci bölüm orada uyanmasıyla başlıyor. Şimdi size ikinci bölümün başında yazan şeyleri okumanız için yazacağım: "Bölüm 2 Yüksek bir binanın en üst katından birbiri ardına atılan hayallerimin sonu gibiydi içinde bulunduğum uçsuz bucaksız karanlık. Yok oluşlarının her daim vardı bir bildiği, asla özgürlüklerine kavuşamayacaklarını bildikleri içindi en acısız yolu seçmeleri. Hayallerim dahi umutsuzluğu yaşarken umutlu olmam ne büyük ironiydi, değil mi?" Bu saçma monologtan sonra kızımız uyanmaya başlıyor. Ne kadar eğreti duruyor farkındasınız değil mi? Ciddiyim benim bam telime dokunmaktan çok bende gülme isteği uyandırıyor. Lütfen kesin artık... 4) Kimlik Bunalımı Hikâyenin Mısır'da geçtiği söyleniyor ama isimler ve diğer her şey o kadar 2013 Watpad ki... Tabii böyle söyleyince tam anlaşılmıyor ama o ergenliğinizde uyumadan önce okuduğunuz Amerika'da geçen ya da Türkiye'de geçmesine rağmen Amerikanvari olan cringe hikâyeleri hatırlayın. Hah! Tam olarak onu andırıyor. Mısır'da geçen bir hikâye ama karakterlerin isimleri Mısır ve kültürüne ait değil. Aytun ve Simge'yi bir yerde anlıyorum ama mesela Ian? Elijah? Hadi ama cidden mi? Antik Mısır'da kullanılan tonlarca güzel isim bulunabilecekken ya da isim uydurabilecekken Sophia falan mı? Ayrıca bir anda telefon çıkarmaları, arabalara atlamaları falan ortamın havasını o kadar bozmuş ki. Ne olmak istediğine bu açıdan da hikâye karar verememiş. Bir bakıyorsunuz birilerini mumyalıyorlar, büyü yapıyorlar bir bakıyorsunuz telefon kullanıyorlar? Zaten yaratılan dünya o kadar yüzeysel ki bu bunalımın olması şaşırtıcı değil. 5) Karakterlerin Tek Düze Olması Ayliz arkeolog olabilecek bir kadın kesinlikle değil. Öncelikle hiçbir arkeolog son dakika olsa bile piramide eşyalarının son kontrolünü yapmadan hele ki fenerinin pilini yenilemeden girmez bir, arkeolog dediğimiz kişi doğum günü olsa bile kendi içinde tuzakların ve çıkmaz yollarının olduğunu bildiği karmaşık yapıya gece yarısı sevgilisiyle dalmaz bu iki, hiçbir arkeolog tarihi bir eseri mahvedebilecek ve yapısını bozabilecek bir işe kalkışmaz bu da üç. Ayliz olsa da hazine avcısı olabilir kanımca. Zaten dünya değiştirdikten sonra da asla arkeolog gibi hissettirmedi. Yazar karakterin mesleğini okuyucuya antik mısır tarihi ve mitolojisi hakkında bilgi vermek için kullanabilirdi ama Ayliz öyle büyük aptaldı ki kitap boyunca bunların hiçbirini yapamadı tabii ki. Bir arkeolog dünya değiştirecek ve bir şeyleri araştırmadan, kazmadan, ne bileyim soruşturmadan duracak öyle mi? Özellikle de Mısır'ın o antik yapısı bozulmamışken? Tanrıçalar, büyü müyü gerçekken? Ben ilk Ölüler Kitabı'nı sorardım mesela. Ayliz'in arkeolog olması sırf piramitte kaybolmasına bahane olsun diye konmuş ama turist olup kaybolsa çok daha mantıklı gelirdi bana. Kitap boyunca kurtarılan, oradan oraya sürüklenen, dik durması gereken anlarda değil saçma anlarda inatçılık eden, herkese anında güvenen saçma bir karakterdi. Aytun klasik kötü çocuktu. Klasik, saçma, yüzeysel, kitabın sonların doğru romantiklik katılmaya çalışılmış ama eğreti ve tiksinç durmuş, şiddet yanlısı, kıskanç ve sevgiyi "kısıtlamak" ve de "söz dinlemek" olarak kadınlara lanse eden İĞRENÇ bir karakterdi. Ayrıca bu kadar asarım keserim, ben Lider'im havasında olan bir karakterin de hiç bana elinde bulunan gücü hissettiremediğini de söylemeliyim. Bana hiç heybetli gelmedi. 14 yaşında bir velet gibi davranıyordu çünkü kendisi. Simge klasik kötü çocuğa karşı başrol kadının yanında duran kızdı. Bir vasfı yoktu, içi boş, kimliği olmayan bir karakterdi. Ayrıca "Bir kadın güzel olmalı" ya da "Şekerim, kadınlar şöyle olmalı" diye başlayan laflarından da İĞRENDİĞİMİ söylemek istiyorum. Hayır, kadınlar daima bakımlı olmak zorunda değil. Hayır, kadınlar daima makyaj yapmak zorunda değil. KESİN ŞUNU ARTIK. Ian, klasik ikinci erkek. Konuşmaya değmez. Kraliçe Neftis... Uyuyuş Günü konuşması o kadar kötüydü ki yüzümü buruşturarak okudum. Koskoca Kraliçe ve Tanrıça'nın halkına hitabet ediş şekli 10 yaşındaki yeğenimden kötüydü. 6) Zorlama Diyaloglar ve Anlamsız Giriş Çıkışlar Karakterler arası diyaloglar saçma, zorlama ve kötü. Ivana mevzusu çok klişe ve yakışmamış. Kitabın ana kurgusuna ya da yaratılan evreni anlamamıza hizmet etmeyen bir sürü olay oluyor. Mesela Ivana bir bölümde geliyor, neden geldiği soruluyor elindeki belgeleri getirdiğini söylüyor. Oraya gelişi sadece Ayliz'in kıskanmasına yarıyor. Bir sahne var Ayliz'e biri sarkıyor, Aytun deliriyor. Anlamsız sahnelerle dolu, karakterler anlamsız yerlerde giriyorlar, sonra sahneden çıkıyorlar ve hikâyeye hiçbir katkıları olmuyor. Kısacası yazar elindeki malzemelerle güzel bir pasta yapabilecekken hepsini bir kaba koyup karıştırmış ve 200 derecede bir saat pişirip yakmış gibi bir kitap. Serinin diğer kitaplarında umarım bu sorunlar çözülmüştür.
Ay DüğümüGamze Çelik  · Ephesus Yayınları · 20201,756 okunma
·
839 Gösterim
2 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Ben açıkçası ek olarak yatağı senin için değiştirdim sahnesinden de nefret ediyorum. Abla o kadar rahatsızdan adamı değiştir, STD yataktan değil adamdan geçiyor. Bunu da romantik bir şekilde pazarlayınca okuduğum en kötü kitaplar arasında yerini aldı mlsf. Potansiyeli olduğunu ama bozuk para gibi harcandığını düşünüyorum
Sülde
Gönderi Sahibi
Betül Aytun'dan nefret ediyorum. Diğer incelemeleri okursan seri ilerledikçe Aytun nefretimin ne kadar arttığını görebilirsib sdjkgbfkgfgd Aman bırakk, yazarlar ne zaman nasıl bir karakter yazdığının farkında ki? Ediz'in bile savunulduğu bir dönemdeyiz. Pişkin pişkin doğum günlerini kutlayabilen bir yazarı var bu Aytun'u mu savunmıycak sdbgsgs
Hislerime o kadar güzel tercüman olmuşsun ki anlatamam… Dün okudum tam bunları düşünüyordum yorumlara bakayım dedim ama kimse arabaların ya da telefonların hikayenin akışını bozduğundan bahsetmemiş. Sorun bende zannediyordum.
Sülde
Gönderi Sahibi
Çoğu kişi ona takılmamış, ben de şaşırdım.