Puan vermedi·272 syf.····Okunma: 19 Kasım 2024 15:18 (spoiler barındırmakta)
Bihruz Bey ve onun büyük aşkı. Geçmiş dönem romanlarında karşımıza sık sık çıkan ilk görüşte aşkın ateşine düşmek ve sonrasında dermansız kalmak durumunu Recaizade Mahmut Ekrem de kitabında işlemiş. Eski İstanbul'un tasvirleri, güzel konaklar ve günümüzden farklı yaşam tarzları sizi kitabın içinde tutan detaylar. 655 günde okumuş olmam kitabın deprem sürecine gelmiş olması ve gözümde o günleri hatırlatması sebebiyle ertelememden dolayıydı. İki-üç gününüzü vererek hızla okuyabileceğiniz bir kitaba bunu yaşatmış olmaktan ötürü üzgünüm. Kitap genel hatlarıyla zengin bir paşa oğlunun eğlenme, gezme ve arka kapağında da yazdığı üzere arabasıyla cakasını sattığı yaşamında bir kadına aşık olmasıyla alt üst oluşunu anlatmakta. Aşık olmaktan değil yalancı arkadaşının bu aşka dair büyük yalanının onda yarattığı kederden dolayı bir alt üst oluş. E tabi buna ölçüsüz harcamalar, kapıda bekleyen borçlar ve lüksünden ödün vermeyen karakterimizin hali de eklenince kötüye giden bir yaşayış göze çarpıyor. Bihruz bey günümüz halkının konuşurken araya İngilizce kelimeler katıp tepki toplamasına benzer kendisi de sıkça konuşmalarında Fransızca kelimeler kullanmakta ve hatta annesinden tepki almakta. Demek ki araya yabancı dillerden kelimeler katmak günümüz gençlerinin sorunu değil geçmişte de yaşanan problemlerden birisiymiş diye düşündürtüyor. Bunun yanında arabası ile cakasını atmak da geçmişe özgü değil hâlâ var olan bir durum. Değişen tek şey arabaların niteliği. Ve büyük sandığımız aşkın 5 dakikada yok olabileceğini, kafamızda tasarladığımız kişinin beklediğimizden başka birisi oluşu da koca dediğimiz aşkın nasıl bir anda tozla duman olabileceğini görmüş bulunduk. Şiddetle tavsiye etmem belki ama farklı dönem romanları okumayı ayrıca uzun betimlemeleri seviyorsanız Araba Sevdası sizi bekliyor.