·68 syf.··Beğendi
···Okunma: 20 Kasım 2024 10:15 Karanlık, fazlasıyla kasvetli olsa da ben bu kitabı sevdim. Ama zorlayıcı bir okuma olmadığını da söyleyemem çünkü bazı cümleler salt umutsuzluk, çaresizlik & hayata dair isteksizlik barındırıyordu.
Mathilda doğduktan birkaç gün sonra annesini kaybeder. Ama kayıp aynı zamanda annesine delilercesine aşık olan babasıdır da çünkü annesinin vefatından sonra halasına bırakılır & terk edilir. 16 yaşına kadar da Mathilda, donuk bir kadın olan halası sayesinde iyi bir eğitim alır. Doğayı seven, maceracı bir kızdır da aynı zamanda derken bir gün babası gelir...
Kitabın hissettirdiği duygular ilk yarısında başkayken ikinci kısmında zıt bir hale bürünüyor & o keskin geçişe rağmen ben hiç fark etmedim. Derken dehşet verici bazı noktalara denk gelip, bir dakika, nasıl ya?* demeye başladım ki kitabı bırakıp yazarın hayatını incelemeye başladım. Kitap & hayatına dair benzerlikler neticesinde ben de otobiyografi olabileceği yönünde hislere kapıldım & daha da duraksadım. Elbette ki o zamanları yaşamadım, öğrendiklerim okuduklarımdan ibaret ama inandım. Bu da beni dehşete düşürdü.
Çünkü gotik edebiyat türünün, hayatı olduğuna inanmaya başladım, gerçekte eşi öldükten sonra yakılmasına rağmen kalbini sakladığı düşünülüyor. Farklı bir hayat, farklı bir düşünce yapısına sahip olduğunu Frankenstein'ı bitirdikten sonra anlamalıydım. Sarsıcı bir okuma & sonrası süreç oldu, önerimdir.
İyi okumalar -.-