Antik Mezopotamya mitolojisinden modern astroloji nasıl gelindiğini arkeolojik araştırmalar ışığında değerlendiren yazar iki nehirler üzerinde yer alan 6 krallıktan bahsediyor. Sümerliler, Akadlar, Babilliler ve Asurlular kendi aralarında hem dil akrabalığı hem çok tanrıcılık inancı açısından birbirine bağlı krallıklar olduğu için astroloji de aynı durum gözleniyor. Sadece Pers krallarının atası olarak kabul edilen Elamlar bu akrabalığın dışında. Onlarla da devamlı savaşıldığı için kültür alışverişi söz konusu olmuş.
İlk yazıyı keşfedenin Sümerliler olması kendisinden sonra gelen krallıklara bir yazma ve okuma kültürü miras bırakmış. Doğal Akadlarında, Babilllilerin yazı dili Sümerce. Öyle ki Babil'in kanunlarıyla meşhur kralı Hammurabi bile bu dili kullanmış. Bu üç krallıktan sonra yöntemi ele geçiren Asurlular yazıyla birlikte gelen astroloji geleneğini devraldılar. Hatta meşhur kralları Asurbapinal kendo adıyla anılan Ninova'da bir kraliyet kütüphanesi kurdu. Tablete kazınan bu bilgiler; gök cisimlerinin hareketlerinden, büyük kehanetlere kadar pek çok bilgiyi içeriyor. Zaten eserin mitler ve gezegenler kısmı tabletlerden alınan bilgileri bir açıklaması.
Son bölümde ise tabletlerden günümüze astrolojinin nasıl şekillendiği anlatılıyor. Geleceğini öngörme her zaman beklenilen en iyi sonucu getirir mi? Bu sorunun cevabını kitabı okuyacak olanlara bırakıyorum. Ne olursa olsun hatırlamamız gereken şey; ne yaparsan yap senden geriye mutlaka bir şey kalır ama iyi ama kötü.
Michael Baigent