Sevgili arkadaşlar sizlere 2013 yılında çıkan psikolojik romanım Bir Geceye Altı Ay'dan alıntılar paylaşacağım. Resmim ve kitabım benim için eksi olsa da alıntılar sizler için yeniden yazılmış olacak. Hangi alıntı kalbinize dokunur bilemiyorum ama Selin ve Jake'in hikâyesinin dönüşümü yakinen ilginizi çekecek.
*Bir zamanlar birileri esirken, şimdi başka birileri esirdi insanlara. Önceleri fiziksel kölelik varken, şimdi duygusal kölelik vardı. İnsanoğlu fark etmeden bir diğerinin kölesi oluyordu. Duygusal kölelik ise ortaya sadece yaşanmamış hayatlar çıkarıyor, bireyi çözümsüzlüğe taşıması bir yana, ruhsal zekânın etkinliğini bile sekteye uğratıyordu. Neydi insanı insan yapan? Beyin denen mekanizmanın bir tarifi var mıydı..?
*Denizlerin paylaşmadıkları vardır. Bir denizin diğerine karışmadığı dalgaları vardır. Bir yüreğin diğerine ulaşamadığı zamanlar vardır. Kimi zamansa bir yüreğin diğerinde çalkalanışı vardır. Kaybolmak isterken daha da dibe batmak gibi, gerçek dibe yaklaştıkça karanlığın boşluğu korkutur. Sürükler benliği bilmediği diyarlara. Kapı yoktur gerçeklikte. Her yer beyaz, her aydınlıktır. Adım attıkça ayağın altındaki taşlar parlar, gözler karanlıktan aydınlığa geçerken kör olur nurun ateşinde.
*Dönmek, bilinmezler diyarına geri dönmek! Çok uzaklarda hayal ettiğin dünyanın güneşi doğarken orada olmak! O güneşin kavurucu sıcağı ve damla damla suyu arzulayan her hücre gibi sakince beklemek. Dönmek, ya sevdiklerine ya da terk ettiklerine dönmek! Hayalden uzak, acısının en büyüğü ile savaştıktan sonra ayrılmış parçalarla gezinmek. Görülen yüzlerine sahte gülüşleri, her şeyi açığa çıkaran korku dolu bakışlarşu soruyu sorar: Neden? Sadece dönmek, nedenini bilmeden, arayıp durduktan sonra dönmek! Bir nedenle doğan insanoğlunun tıpkı bir nedenle ölmesi gibi