Evet…Çok uzun zamandır elime alıp sürekli “amaan klasik fantastik bir romandır.” diyerek bıraktığım bir kitaptı Dördüncü Kanat.Özellikle yabancıların çok övdüğü,uzun zamandır booktok’ta da gündemde olan bir kitaptı zaten ve açıkçası özellikle bu tarz kitapları fazla abarttıklarını düşündüğümden pek de ümitli başlamamıştım.
Ancak söylemeliyim ki yaklaşık 200 sayfasından sonra kitabı asla elimden bırakamadım ve 2 gün içinde de bitirdim.
Başlangıcı çok klasik bir şekilde başlatmış yazar.Kendini beceriksiz gören ve esas gücünün farkında olmayan bir ana karakter ve ona karşı “nefret” besleyen bir male lead ile karşı karşıya kalıyorsunuz.
Tabiki burada kitabı özetlemeyeceğim ve spoiler vermeyeceğim ama şunu söyleyebilirim ki ilk 200 sayfa karakterimizin kendini geliştirme aşamasını ele aldığından bir tık yavaş ilerliyordu bana göre.(oraları baya zorlanarak bitirdim :’))
Ama sonrasında yaşanan olaylar ve karakterimizdeki gelişim beni inanılmaz bir şekilde kitabın içine çekti.
Yan karakterleri de çok iyi bir şekilde değerlendirdiğini ve bu sürükleyiciliğinin de bir tık da bundan kaynaklandığını düşünüyorum.
Ters köşelerle dolu o son bölümünden sonra kesinlikle ikinci kitabını da alıp okuyacağım :)