Gönderi

TIK. KALEM KIRILDI. GÖZÜNÜ KIRPMADI
9/10
·152 syf.··
2024 19. kitabı
Yalı Cinayeti olarak da adlandırılan gerçek bir hayat hikayesi. Kitap üç bölümden oluşuyor. İlk iki bölüm bilinç akışı tekniğiyle yazılmış, yöresel ağız da kullanıldığı için epeyce zorlayabiliyor bazen. Son bölümde daha çok monologları okuyoruz. Bir dönem toplum ahlakını bozduğu ve müstehcenlik(?)içerdiği için toplatılmış. Kitabın aynı isimli bir filmi mevcut. BÖLÜM 1) FAİK İRFAN ELVERİR Tık. Kalem Kırıldı. Gözünü Kırpmadı. SANKİ KOKUMU DUYUYOR. Senin o pis kokunu artık ben de duyuyorum İrfan. İrfan gündelikçi olarak çalışan bir kadının gecekonduda yaşayan oğlu. Mentalitesi küçüklükten kendini ele veriyor. Ailesini hor gören, onu seven arkadaşını deli gibi kıskanıp arkasından kötü konuşan biri. Arkadaşlığını çıkar uğruna sürdürüyor. Kendi evinden daha lüks bir evde yaşadığı için arkadaşını kullanıp sırf o eve girebilmek için yardım ediyormuş gibi davranıyor. Sınıf ayrımını çok net olarak görebiliyoruz. İrfan'ın kötü koktuğu için sürekli dışlanması, babasının ölmesi, karısının başka bir adama aşık olup onunla birlikte olması iğrenç ötesi bir karakter oluşunun zeminini hazırlıyor. Kadınlara obje olarak bakan, patriyarkal düşünce yapısına sahip bir yargıç rolünde. Yargının bağımsız, toplum normlarından ve kişisel duygulardan uzak, tarafsız olması gerekir. BÖLÜM 2)MELEK'İN YAŞADIKLARI Susar kadın ünzile... Bu bölümle ilgili konuşmak hiç kolay değil. Oldukça tetikleyici, ağır dram içeriyor. Bir kadının yok oluşunu, ezilmişliğini, suskunluk ve acılarını iliklerime kadar hissettim. Küçüklükten başlıyor Melek'in çilesi. Babası öldürülüyor, annesi yeni biriyle evleniyor. Üvey babasının eziyetlerine dayanamayan Melek bir yalıya bakıcı olarak satılıyor. Evet satılıyor. Üvey babası tarafından. Bir cehennemden kurtulduğunu sanan melek asıl cehennemi daha tatmadığından bihaber. Kendisi de söylüyor bir yerde: "Bitiyor her bir acı, yerine beteri geliyor." Yalının yaşlı hanımına bakıyor ilk günlerinde, tüm aşağılanmalara hor görüşlere katlanıyor. Psikolojik şiddete uğruyor farkında bile olmadan. Yaşlı kadının ölmesiyle kadının oğlu H*srev denen sapkın ruh hastası oğluyla imtihanı başlıyor Melek'in. Okuduklarımı ne vicdanım kaldırdı ne insanlığım. Fransız bir kadına aşık H*srev. Melek'i ona benzetmeye çalışıyor, benzemedikçe aşağılıyor, şiddet uyguluyor. Bu şiddetin boyutu gün geçtikçe artıyor. Melek'e annesinin kıyafetlerini giydirip annesinin yatağında uyuttuğu gün asıl iğrençliği okuyoruz. Adam odaya başka biriyle birlikte dalıp küçük kızı hırpalayarak uykusundan uyandırır. Korkuyla uyanıp ne olduğunu anlamaya çalışan kız bir şeylerin ters gittiğini anlayıp kaçmaya çalışsa da nafiledir. Melek'in yıllarca sürecek olan çilesi başlamıştır. Hüsrev. Yanında getirdiği adam Melek'e tecavüz ederken kahkaha atarak ve haz alarak olan biteni izliyor. Ve böylece bir kadının sistematik olarak istismar edilme süreci başlıyor. Evde çalışan kalfadan tutun tüm mahalle bu iğrençliği bilip susuyor. Utancın getirdiği suskunluk belki de. Hüsrev denen şerefsiz eve getireceği kişileri mahallenin kahvesinden seçiyor. Melek'e ne yapması gerektiğini kafasına vura vura anlatıyor. Eve her getirdiği adamı Melek'in acısına aldırmadan keyifle izliyor. Diklenmeyi bilmeyen, o şekilde yetiştirilen Melek her denileni yapmak zorundaymış gibi hissediyor. Baş kaldırmayı, zorbalığa karşı susmaması gerektiğini bilmiyor. Yaşamın doğal bir öğesi sanıyor. Ayrıntıya girmeye dayanamadım. TIK. KALEM KIRILDI. GÖZÜNÜ KIRPMADI. Ölüme gideceğini bile bile gözünü kırpmadı, sesini çıkarmadı. Nefes alırken cehennemi tattı, daha hayatı yaşayamamış gencecik bir kadınken ve tek bir suçu yokken hayata veda etti. BÖLÜM 3) YALÇIN'IN YAZDIKLARI Yalçın kurtarıcı olarak karşımıza çıkıyor ancak kurtarmak isterken hayatını asıl çalanın kendisi olduğunu sonradan fark ediyor. Yalçın hakkında çok bir şey söylemek istemiyorum. Kurtarmak istediğin kadına "diğerleri" gibi istismarda bulunmayı nasıl miden kaldırdı? Sözde okumuş, aydın birisi... Yalçın Melek'e seni kurtaracağım kurtulacaksın deyip Hüsrev'i öldürüp gömüyor. Yakalanıyorlar. Yalçın tüm suçu üstleniyor, Melek idam cezasına çarptırılıyor. Olan yine gencecik hiçbir suçu olmayan kadına oluyor. Bu coğrafyada kadın olmanın ne kadar zor olduğu gerçeğiyle bir kez daha yüzleştim. Okurken çok zorlandım, çok rahatsız edici ama kesinlikle öneriyorum. "Nedense beni gereksindiğini sandığım. Benim tarafımdan kurtarılmayı beklediğini... Oysa ne kurtulmayı ne de duruşmada dedikleri gibi kurtulmak için beni kullanmayı akıl edebilirdi Melek. Şimdi anlar gibiyim bunu. Öldürmeyi, öldürtmeyi düşünemezdi. Çünkü düşünmezdi. Çünkü baskıya karşı çıkmamak üzere yetiştirilmişti. Bilmiyordu başkaldırılabileceğini; baskıyı, zorbalığı yaşamın doğal bir ögesi bellemişti. bu baskıyı erkeklerin kurması, her bakımdan kurması da doğaldı onun için. Çünkü güçlü olan onlardı; hep başta olan, her şeye egemen olan. Ben de onlardan biriydim. Daha genç, daha beceriksiz belki. Ama erkek. Nasıl güvenebilirdi bana?" s.144
1000k
Asılacak KadınPınar Kür · Can Yayınları · 202611,5bin okunma
·
73 Gösterim
Yorumlar
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.