·368 syf.····Okunma: 22 Kasım 2024 15:40 neden devam ettim? ilk kitaba iki yıldız vermişken neden? evreni ve kabus karakterini ilgi çekici bulduğum için olayın nereye bağlanacağını okumak istedim, her ne kadar beni tatmin etmeyeceğini bilsem ve %99 finali tahmin etsem de ki yanıltmadı, başka ne olabilirdi ki?
okudum ama öyle bir okuma değildi. atlayarak, boş boş yazılmış betimleme ve asla önemli olmayan ve kimsenin gram ilgilenmediği karakterlerin sahnelerini okuyarak vakit geçiremezdim. ilk yarıda yine biraz daha katlanılabilirdi çünkü kabusun diğerleriyle olan etkileşimi ilgi çekici ve yazarın yapmaya çalıştığı ama yapamadığı fakat benim anlayıp kafamda tamamladığım etkileşim ve olay ve karakter duyguları açıkçası çok hoşuma giden bir şey olduğu için biraz da katlandım ama tabii, yazar bunu becerememiş o ayrı bir mesele.
kabus karakterinin gerek kendisiyle gerek başrol kızla, gerek başrol erkekle olan etkileşimleri çok hoşuma gidiyor ama hem yetersiz hem ergence yazıldığı için istediğimi alamadım. onun haricinde kitabın büyük bir çoğunluğu gerçekten o kadar boştu ki. saray entrikası okumakla ilgilenmiyoruz çünkü bunu milyonlarca kez okuduk ve farklı hiçbir şey de olmadı. ilk kitapta aralarında etkileşim olmamış karakterleri ikinci kitapta bir arada tutup bir aşk doğacağını bize belli etmeleri ve sonra ansızın aralarında aşk doğması açıkçası benim hiç umurumda değildi ki sevdiğim karakterlerden bahsediyorum burada. herkesin arasında aşk olmak zorunda değil. her karakter tek başına kaldığında birbirlerine çekim hissetmek zorunda da değil. açıkçası sıkıldım bu aşk zorlamasından. tamam anladık, herkes birbirinden hoşlanıyor. herkes birbirine aşık. tamam.
kitabı, kabusun başrol kıza olan babasal duygularından sebep okudum ve bunu zaten yeteri kadar alamadık. kabus'u da hakkıyla okuyamadık. saçma sapan göndermeler, saçma sapan heyecanlı olduğu düşünülen sahneler o kadar uzatılmıştı ki karakterler hep aynı şeyleri söyledi. hani farklı hiçbir şey yok, daha önce okumadığımız bir şey de yok. olayın bağlandığı yer de klişe, gereksiz bir pozitiflik var. kabusla beraber daha gotik, daha karanlık, daha ürkütücü olabilecekken bebek işi gibi bir şey olmuş. gram tatmin etmedi, beklemiyordum da zaten ilk kitaptan sonra ama ilk kitabı yine okumuştum, bu o kadar sıktı ki beni--
ne zaman kabusun hayal alemine gideceğiz, ne zaman o konuşacak, ne zaman etkileşime geçecek diye beklemekten ömrüm çürüdü gerçekten. sadece oraları uzun uzun okudum, katlanabildim.
ilk kitapta her ne kadar beni şaşırtmasa da bazı insanları şaşırtabilecek şekilde işlenmiş bir iki olay örgüsü vardı. benim için yine basitti ama bu türü okumaya alışık olmayan ya da yaşı daha genç olan kişiler için ters köşe sayılabilecek şeyler vardı ve okuduğumuz şey nereye bağlanacak diye en azından bir sır işlenilmeye çalışılmıştı. beni tatmin etmemişti de-- ama bu kitapta şaşırdığım bir olay yok, herhangi bir ters köşe yok, geçmişte zaten bilmediğimiz bir sır açığa çıkmıyor, sonun nereye gittiği belli. e ben bu kitabı niye okuyorum tam olarak? bana ne vadediyorsun sen 400 sayfa boyunca? bana hiçbir şey vermeyeceksen neden bu olay örgüsünü okuyorum? AMACIMIZ NE BİZİM?