Selam! Bu kitabı okumak hiç planlarımda yoktu aslında. Dün abim ve yengeme kalmaya gitmiştim. Bu kitap, yengeminraflara sığmayıp etrafa saçılmış onlarca kitabından sadece biriydi. Yatmadan okuyayım diye aldım ben de.
Okumak için bunu seçmemin sebebi de eğer beni takip ediyorsanız (çok da önemliymişim gibi) aklınıza yatabilir: Hannibal dizisini tekrar izledim ve dizinin başrolü Mads Mikkelsen Danimarkalı ve çok acayip bir adam. "Usual Danish behavior" dendiğini duydum ve bir Danca sokak röportajı izledim. İnsanlar o kadar rahat ve mutlu ki üzüldüm biz iki ateş arasında kalıp dört bir yana çekiştirilip duran Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına. Neyse, üstüne de abimlerin kedilerinden biri bu kitabı kafama düşürünce okuyayım dedim.
Eskiden hiç sosyalleşemeyen, şimdi de tercih etmeyen bir insan olduğumdan "hayatı romantize etmek" kavramıyla oldukça erken tanıştım. Acınası derecede erken... Önce kendim için uygun "aesthetic"i seçtim, bunun için baya bir zaman harcadım, sonra da odamı giydirdim, hala da odamı tamamlamaya çalışıyorum. Geçen yıl topladığım güllerin cesetleri de beni vazodan izliyorlar ama onları değiştirmeye çok da niyetim yok, o halleriyle daha estetik görünyorlar bence.
Onun dışında şunu söylemeliyim ki kitabın kendisi "hygee". Örneğin çok fazla resim var. Yani, gerçekten fazla! Kitabın yarısından fazlası resim. İki yüz seksen sayfa falan ama bitirmeniz bir saatinizi ancak alır. Bunun dışında kitap kavramlar üzerinde iyi güzel duruyor da bir yerden sonra zaman kaybıymış gibi geliyor. Veya bir altbaşlığı birden fazla üstbaşlık altında tekrar tekrar sunuyor. Bir yerde ısıtıp ısıtıp önümüze koyuyor da diyebiliriz. Kitap uzasın diye yapmış bence, bilemiyorum. Ya da zaten bunu evde fazla zaman geçirdiği için almak isteyen okuyucuyu hedef kitlesi olarak aldığından böyle tuttu. Sonuçta evde çalışan aşırı meşgul insanlar ve de pek de okuma alışkanlığı edinmemiş ev hanımlarından oluşuyordur tahminimce bu kitle. Benim yengem sabah dokuz akşam 5 çalışan bir psikolog ve kendisi de hayatı romantize etmeye can atan bir insan. O ediyor mu bilmiyorum ama ben beş kedi bir köpekle kendi hayatımı romantize ediyorum onlara gittiğimde. Dün "Kopuk" adlı kedişimle (benim abimle yengemin kedisini sahipleniş hahaha) uyuduk. Göğsümde uyudu. Düşündükçe ağlayasım geliyor.
Kitapta sadece kış hygee i anlatılmıyor, yaz da anlatılıyor. Kışı yengem sayeside iki yıldır falan romantize etmeye başladım. Aralıkta doğmuş olmama ve yılın en güzel zamanlarından biri yani yılbaşının kışa denk gelmesi bile benim kışları depresif, sıkıcı ve stresli hatırlamama yetiyordu ancak yengem sayesinde kışı romantize edebiliyorum artık. Çoktan yılbaşı ağacını kurmuşlar. Ve Shrek + sıcak çikolata keyfisi için hazırız falan... Yazın zaten en sevdiğim mevsim. Kitapta anlatılanlardan fazlasını yapabilme imkanım oluyor yazın. Kendimi bildim bileli böyle. Hayat kışın mutluluğundan alıp yaza veriyor gibi.
Bu arada söylemeden geçemeyeceğim, kitapta mutluluk para gerektirmez, insanlar getirir diyor ama ekonomik durumu yerlerde olan insanlar gergin olur. Stresten sosyalleşilemez. Bu adam sözde bilim insanı ama koyduğu istatistikler için bir kaynak koymaması, ekonomik refa düzeyinden habersiz yaptığı optimistik konuşmalar, maruz bıraktığı tekrarlar ve kitabı sündürmeye çalışmasıyla wiking abimizin pek de güvenilir olduğunu düşünmyorum. Almak istiyorsanız alın ama önermem. Hygee şeysini internetten araştırın, video falan izleyin.
Benden bu kadar size kedili köpekli, kekli, sıcak içecekli bir hayat diliyorum.