Kitaba merak edip, bu olayı yaşayan insanlara üzülerek başlamıştım ta ki olay polisin gözaltındaki kişilere tecavüz iddiasına kadar. Karakolda tecavüze uğradıklarını söyleyince kullandığım cümle he he tamam inandık oldu. Poliste olsa herhangi bir vatandaşta olsa taciz, tecavüz olayı yaşanabilir maalesef sonuçta o görevdeki kişilerin nasıl bir iç dünyasının olduğunu kimse bilemez ki her türlü aşağılık bir olay bunun yaşanması. Karakol veya polis merkezinde toplu tecavüze uğradığını iddia eden kişi, işleyen prosedürden dolayı yalan ve devletin polisine bok atmaya çalışan ılık götlü örgüt destekçisi olduğu bariz belli oluyor. Genellikle bu kesim zaten " foşix döwlet bize işkence ediyi" benzerinde suçlamalar yapıyorlar. Önce alıntıyı paylaşıp daha sonra gözaltı prosedüründen ve sonrasında gelişebilecek olaydan bahsedecem.
"O zamanlar öğrenciydim. “Parasız Eğitim Hakkımızdır” diye bir basın açıklamasına katılmıştım. O gün basın açıklamamıza izin verilmediği gibi birçok kişi dövülerek gözaltına alınmıştı. Ben gözaltılar başladığı zaman oradan uzaklaşmış, okulun bahçesine girmiştim.
Bir saat sonra bir arkadaşımla buluşmak için okuldan ayrıldım. Biraz yolumu uzatarak ana caddeye indim. Karşıdan karşıya geçmek için yürüyordum. Yaya geçidine yüz metre falan kala bir sivil araba önümde durarak aşağıya iki kişi indi. Birden koluma girerek “Kurtulacağını mı sanıyordun yürü bakalım” diyerek beni arabaya soktular. Neye uğradığımı şaşırmıştım. Bağıramamıştım bile. Birisi başımı önüme doğru bastırıyordu. Başımdan bastıran sürekli küfür ediyordu.
Birisi de iki kolumu birden bükerek arkada tutuyordu. Bir kişi de arabayı kullanıyordu. Beni arka döşemeyle ön döşemenin arasına sıkıştırmışlardı. Kafamdan bastıran öyle kötü bastırıyordu ki boynumun kırılacağını düşünüyordum. Sanki parmakları boynumu deliyordu. Ağzımdan sadece hırıltı gibi bir ses çıkıyordu. Telsiz sesleri duymasam o an kim olduklarını bile bilmiyordum. Beni emniyet müdürlüğüne götürdüler. Daha önce başıma hiç böyle bir şey gelmemişti. Bu benim ilk gözaltımdı. İnanın çok korkuyordum. Oraya dair çok şey duymuştum. Bana işkence yapacaklarından korkuyordum. Arabadan indirmeden önce gözlerimi bağlayıp arkadan ellerimi kelepçelediler. Kısa bir yürüyüşten sonra asansöre bindirdiler.
Kaçıncı kata çıktığımızı bilmiyordum. Ama her yerden telsiz sesleri ve konuşmalar geliyordu. Koridorda yürürken birisiyle konuşmuşlardı. Yanımızdan geçen birisi şöyle demişti.
“O misafirlerimiz hâlâ gelmeye devam ediyor demek.” Başımdan bastıran “Güzel misafirlere her zaman kapımız açıktır” diye cevap vermişti.
Kollarımla başım bana ait değildi sanki. Gözlerim bağlıydı ve ben karanlıktan korkuyordum. Birinin içeri girdiğini hissedince zorlukla yerimden doğruldum. Birkaç adım geri geri gidince duvara dayanmıştım. Korkumdan ayakta zor duruyordum. Birçok arkadaştan orada neler yaşadığını dinlemiştim. O arkadaşların sesleri beynimin içinde uğulduyordu hep. Başım dönüyor gözlerim kararıyordu. Başım da müthiş bir ağrı vardı. “Beni arkadaşlarımın yanma götürün” dedim. Cevap vermedi. Nefes seslerini duyuyordum. Dehşete kapılmıştım. Bir taraftan de “korktuğunu belli etme” diyerek kendime cesaret vermeye çalışıyordum. Ama bu mümkün değildi ölecek kadar korkuyordum. Kulağımın dibinde kötü kötü nefes alıp veriyordu. Bana vuracak diye beklerken, iki eliyle birlikte, iki göğsümü sıkmaya başladı. Çığlık çığlığa bağırıyordum. Beni yere fırlatarak üzerimi soymaya başladı. Kot pantolon giydiğim için çıkarmakta zorluk çekiyordu. Ben yerde debelenip, rastgele tekmeler atarak bağırıyordum. Bir süre sonra belden aşağım çırılçıplaktı. Bana tecavüz etti."
Sayfa 61,62,63
Daha sonra ise polislerin kendisine toplu tecavüz ettiğini söylüyor gel gelelim prosedüre.
1-Şüpheli hakkında gözaltına alma kararı vermeye yetkili ve görevli kişi Cumhuriyet savcısıdır. Ancak, şiddet olaylarının yaygınlaşarak kamu düzeninin ciddi şekilde bozulmasına yol açabilecek toplumsal olaylar sırasında ve toplu olarak işlenen suçlarda mülki amirlerce belirlenecek kolluk amirleri de gözaltı kararı verme yetkisine sahiptir. Gözaltı kararı, genellikle şüpheli hakkında yapılan fiili bir yakalama işlemi sonrasında verilmektedir. Suç işlerken herkes tarafından yakalanıp kolluğa teslim edilen veya kolluk görevlilerince yakalanan kişi ve olay hakkında; kolluk tarafından Cumhuriyet savcısına hemen bilgi verilerek, emri doğrultusunda işlem yapılır (CMK m.90/5). Cumhuriyet savcısı, kolluktan (polis, jandarma vs.) aldığı bilgi doğrultusunda gözaltı kararı verebilir.
2- Gözaltına alınan bir şüpheli polis merkezine götürülmeden önce delil ve şüphelinin sağlığı gerekçesiyle sağlık muayenesi için hastaneye götürülür ardından polis merkezine getirilerek ifadesi alınır.
3-polis merkezi, Emniyet Müdürlüğü gibi yerler nezarethane dahil 7/24 kamera kaydına alınır ve yakınlarınıza haber verme, avukat talep etme hakkınız bulunur.
4- Savcılık emri olmadan kimse serbest kalamaz ve şüpheli adliyeye sevk edilecek dahi olsa adliyeden önce tekrardan sağlık muayenesine götürülür. Yani karakolda gözaltında tutuluyorsanız savcının bilgisi vardır.
Bu bölümledi okudukça iddialara zaten inanmadım ama sayfa 68'de kadın babasının polisler tarafından götürülüp işkence edildiği ve annesinin ve kendisinin tecavüze uğradığını okuyunca kahkayı bastım. Kitabın klasik örgüt destekçilerinin, devletin kurumlarına bok atmak için tecavüz gibi toplumun bir sorununu alet ederek propaganda malzemesi haline getirmeleri beni çileden çıkarttı. Böylesine bir sorunu kendi çıkarlarına alet eden terörist sıçanları, gerçek tecavüz mağdurlarının adli mercilere ve kolluk kuvvetlerine yaşadıkları olayı anlatmaya korkar hale getiriyorlar. Gerçek tecavüz mağdurları da " ya karakola gidersem böyle olursa" Diyerek insanları bastırmaktan başka bir işe yaramaz kısacası okuyacaksınız bile gerçeklikten uzak yalan olayların olduğunu bilerek okuyun.