bana dokunma serisi için başta çok klişe, kafamı yorar, karışıktır vs diyordum ve biraz da ben yargılı olduğumdan çekiniyordum. ancak tiktok okurları ve bayaa bi yabancı videolarda görmekten, alıntılarda, resimlerden, karakterlerin vooaww lık cümlelerinden sonra hele ki kanji sağolsun herkesin bi kalbini fethetmiş olması beni fena etkiledi ve çok yanlış bir şekilde sağ ayakla ilk kitaba başladım. bana dokunma serisini cam şato serisi ile birlikte başladım.... ben bu ay aç kalacağım bu kesindir.
kitabın giriş kısımları juliette'yi anlamaya çalışmak zordu. deli mi yoksa farkında mı, çok mu gidik psikolojisi tam çözebilmiş değildim. yanına gelen kimdi neciydi, manyak gibi güldü ne oldu derken bir şekilde juli, kısaltıcam artık tam yazamıyorum, siyah beyaz olan dünyaya çıktı. warner ile tanışması beni çok heyecanlandırmadı. ama ben galiba warner'ı kadın sandım. tatlım demesini cinsiyetçilik olarak algılamayın ama ne yapiiim tatlım dedi bu warner kadın dedim bende.... neyse warner bi psikopat gibi juli ye asıldı. başta güvenmedim. hatta tiktokta bu kadar övülen bu warnern bu mu dedim.
adam'a ise çok oturtamadım. ama başta çok yükseldim ona da. şefkati, merhameti ve juli yi kaçırması yeşil bayraktı. ilk kitabın sonuna dek yeşil bayrak. ama warner için şimdiden sadece takıntılı psikopat diyebilirim.
yazı dili basit, juli hep bi geri kafalı olur sandım. ama gayet yerindeydi her şey. beğendim kurgu dilini. tabi şuanlık juli bakışında okuyoruz. yaşadıkları kolay dile gele şeyler değil. hele o bebek sahnesi herhalde çok kötü ağladığım sahneydi. onun perde arkasını çok okumak istiyorum mesela. onun dışında bir kaç spoi yedim. ancak her şey net değil ve teorileri falan ürettim. paylaşmak isterim bi ara ama novelıyı alıp okumak istiyorum. ikinci kitaba başlarken kafamdaki teorileri aktarırım buraya.