Hannah Grace Merhabalarrr! Zamanın birinde buz pateni merakım oluştu ve bununla ilgili bir şeyler yazabileceğimi düşündüm ama yetersiz gelen bilgilerimden ötürü duraksadım. Daha önce bu konuda roman yazmış bir yazarın romanını okumakla başlamak istedim. Üstelik yabancı. Bence yabancı yazarlar spor romanlarını daha güzel yazıyorlar en azından benim düşüncem o yönde. Bakalım bu kitapta neler bulacağız?
Konusundan başlayacak olursam Anastasia Allen yani buz patencimiz çok planlı, programlı, sistemli, ajandasına bağımlı, bana kalırsa bir miktar küstah ve aşık olmayı reddeden bir kız. Bağlanmakla ilgili de problemleri var elbette ve Anastasia'yı okurken hep bu konuda kendimin de aslında Anastasia gibi olduğunu fark ettim. Üzücü geldi biraz.
Başrol adamımız ise hokey takım kaptanı Nate Hawkins. Nazik, hafiften kibirli, çapkın bir beyefendi ve kendisi kitapta en beğendiğim karakter. Genelde erkek karakterleri daha çok severim zaten çünkü oturaklı olurlar ve romanlarda erkeklerin ağzından çok az okuruz. Az olan şey de kıymetlidir, bilirsiniz. Bu sebeple de ilgimi çekiyorlar çoğu zaman ama Nate Hawkins kesinlikle kendini beğenmiş de birisi. Bunu da söylemeden geçemem. :))
Yetişkin içerik uyarısı verilmiş olmasına karşılık kitabı yanlışlıkla satın aldığımı belirteyim. Smut içerik okumaktan nefret ediyorum ve bu kitap fazlasıyla SMUT. +25 filan olsun yaş sınırı lütfen. İçeriğinin gerçekten bu kadar açık ve seçik olduğunu bilsem almazdım da okumazdım da. Sayfalar bölümler atlayarak okuduğum bir kitap oldu ve hoşlanmadım. Bu tatlı romantizmi felce uğratan bir detay.
Sanırım romantik ilişkiler konusunda duygusallığa önem veren birisiyim o sebeple direkt tensel ilişkiler açıkçası midemi bulandırıyor. Dert yanmadan duramadığım kitaptaki aşırı cinsellik dışında ikilinin arkadaş çevresindeki ilişkileri çok güzeldi, yine o tatlı tatlı romantizmi zorlamayla da olsa aldım. Yabancı yazarların sanırım bu huyundan korkuyorum çünkü Türk yazarlar gerçekten minik, tatlı dokunuşlarla çok güzel aşk romanları yazıyorlar. Örnek olarak Betül Güçlü'yü, Sümeyye Demirkan'ı, Şule Avlamaz'ı ve Kübra Nur'u verebilirim. Bu dört yazarın neredeyse tüm kitaplarını okuyup sonra gidip bir anda yabancı bir yazarın yetişkin içerikli kitabını okumak beni sarstı. Okuyanlar beni anlayacaktır. Bazen, İĞRENÇÇÇÇ diye geçtiğim sayfalar oldu.
Anlatım tarzı olarak epey akıcı bir dili vardı ve betimleme yok denecek kadar azdı. Zaten elli iki bölümden oluşuyor ve bir bölüm kadın karakter bir bölüm erkek karakterin ağzından okuyoruz romanı. Bu da harikaydı. Bolca erkek karakterin düşüncelerini okumak eşit bir his uyandırdı. Bir de şunu fark ettim. Biz Türk yazarlar gerçekten yılan hikayesi yazmayı seviyoruz. Yabancı yazarlar ise aşırı düz yazıyorlar. Bunu çok net anladım. Pek duygusallığa yer verilmemişti kitapta halbuki, ben olsam şurayı şöyle uzatır yazardım neden üstünü kapatıp geçtiniz, dediğim birçok yer oldu ve Aaron karakterinden nefret ettim.
Anastasia, buz pateni partneri olan Aaron'a o kadar fırsat verdi ki tiksinti geldi artık. Her şey 533. sayfada istediğim hale geldi. Bence Aaron meselesinin bu kadar uzatılması da yersizdi. Ne vardı da kitap bu kadar sakız gibi sündürüldü anlamadım. Hiçbir olayın derinliğine inilmedi ve final aşırı derecede aceleci yazılmış gibi hissettim. Bir anda üç ay, iki yıl birkaç gibi zaman atlaması oldu. HEY HEY DUR, dedim ama durmadı. jbnfdjzbnf
Buz pistinde Nate ve Anastasia arasında daha çok sürtüşme beklerdim ama onların ilişkiye başlamaları bile beni yeterince aşktan sevgiden soğuttu. Bu konuda gerçekten çok şiirsel ve duygusal ayrıca naif birisi olduğumu düşünüyorum. Tensel şeyler bana göre değil onlar çok sonranın meselesi. Neyse... Çok uzattım bence. :))
Yine de kitabı bitirdim. Anastasia ve Nate'in hayatlarını, (cinsellik dışındaki normal hayatları) okumak beni gençliğimle buluşturdu diyebilirim ve istediğim bilgileri edindiğimi de itiraf edebilirim. Ama yine de bence 25 yaş altı filan okumasın. Edebiyata hakaret gibi hissediyorum çünkü. Smut içeriklerden ne kadar nefret ettiğimi anladınız bence.