Ne desem bilemiyorum. İlk görüşte aşk konulu, sadık ve nazik erkek ile kuralcı ve aşka inanmayan kız ilişkisi okuyacağımı düşünerek başladım. İlk görüşte aşk konuluydu denir mi bilmiyorum; erkek karakterimiz (Eser) kitap boyunca ilk görüşte aşık olduğunu iddia etse de küçüklüğünden beri ilk görüşte aşka kendini şartlandırmış ve şartlar el verişli olunca da bir kızı seçmiş, onu da bu aşka ikna etmeye çalışmış (hatta zorlamış) gibi hissettirdi. Sadık ve nazik miydi derseniz, sadakatini sorguladım açıkçası çünkü kıskandırma veya kendini ondan uzak tutma gibi benzer sebeplerle başka kızlarla samimi olmaktan çekinmedi. Nazikliği ise genelde vardı fakat toz olup uçtuğu, kızımıza hakaretvari konuştuğu anlar oldu. Ben ısınamadım açıkçası. Her ne kadar romantik biri olsa da, aşkına inanmak zordu. Kız başrolümüze gelince(Elif), kuralcıydı, aşka inanmıyor değildi ama aşkın ne olduğunu unutmuştu. Her nasıl olduysa 2 saat sohbet ettiği bir adamın yanında buzları çözüldü, kuralcı ve mantık abidesi kızımız şımarık bir kız çocuğu oldu. Kulağa tatlı gelebilir fakat bana mantıklı gelmedi. Henüz yeni tanışıyor olduğu bir adama bu kadar çabuk ısınıp güvenip (ki pek de kolay yapabildiği bir şey değil) yıllardır inşa ettiği karakterinin tam tersini takınması, öylece içini açması ve risk alamayan biri olduğu halde yabancı bir adamla samimi anlar yaşaması tuhaftı. Evet, aklında soru işaretleri oluşsa anlardım ama öyle ki, sanki zihnine reset attı. Kişiliği alt üst oldu, fikirleri ve bakışları değişti. 'Aşk tam da böyle bir şey' diyebilirsiniz ama ben aşkın bu kadar kolay olduğunu düşünmüyorum. Hoşlantı olur, etkilenme olur ama böylesine büyük bir etkilenme, değişim bana mantıklı gelmiyor. 18 saat içinde başrol kızımız bambaşka biri oldu çıktı. 18 saat diyorum çünkü onunla asansörde kaldığı 2 saatin ardından toplam 18 saat geçtiğinde; bir sevgilisi olduğu halde! (onu sevmediğine ikna olarak), hayatının çok anlamsız ve sıkıcı olduğu fikrinden emin olmuş bir şekilde, asansörde tanıştığı adamın kollarındaydı?? Sizce de çok hızlı gitmiyor musunuz gençler?! demeden edemedim. Kız sürekli çocuğun yakışıklılığından, ne kadar etkileyici olduğundan bahsedip duruyor kitap boyunca. Onun yanında güvende hissediyorum diyor fakat altı üstü 2 saat sohbet ettiler. Bilemiyorum, bu konuyu uzatmak istemiyorum açıkçası. Bana göre aşkı değil de etkilenmeyi konu alan bir kitaptı. Herkes birbirini manipüle ediyordu en çok da başrol kız manipüle oluyordu. Samimi bir sevgi hissine kapılamadım. Eser, Elif onunla olmayı seçmediği için 'aptal' olduğunu ve hayatının sonuna kadar mutsuz/pişman olacağını söyleyip durdu. Bence aşk böyle bir şey değil, olamaz da. Aşk, maşuka aptal demek şöyle dursun onu kıracak her hangi bir hitap şeklini söyleyememektir. Bir hata ile söylenmişse de bunu bir kusur kabul edip özür dilemeyi bilmektir. Eser için böyle bir sahne (özür sahnesi) hiç olmadı... Elif de Eserin ilgisine ve tipine aşık olmuş gibiydi. İlgiyi kesse ve bahsedildiği kadar yakışıklı olmasa Esere ilgi duymayacak gibiydi. Kitabın çok sonlarında Eseri Eser olduğu için seviyor olabileceğini düşündüm fakat bunu düşündüren sahneler o kadar azdı ki, beni tatmin etmedi. Elif zaten hayatından bunalmıştı ve onu bu gergin uykudan uyandıracak birini bekliyor gibiydi. İlk 'uyan' diyen kişi de Eser olunca aşık olduğunu düşündü. Öyle değilse bile, okurken bana bunu hissettirdi.
Karakterlerin kişilik sorunlarını saymazsak, akıcı bir kitaptı. Çok tatlı sahneler de vardı. Fakat o saf sevgi hissini hissedemediğim için kalbime dokundu diyemiyorum. Kitabın sonunda bana kalan şuydu "belki ilk görüşte aşk diye bir şey yoktur fakat ömür boyu sürebilen sevdalar vardır"... Bunu düşündüren de başrollerimiz değil de Eser'in nine ve dedesiydi🩷 Onların aşk hikayesi ve hala birbirlerine aşık oluşları kitabın en hoş yanıydı bana göre.
Karışık bir yorum oldu. Sanırım kitabın bendeki yerini tam seçemediğim için. Kötü bir kitap değildi fakat iyi ki okumuşum da dedirtmedi. Siz okumayı düşünüyorsanız, beklentilerinizi çok da yüksek tutmayın. Güzel kitaplar dilerim Dün, Bugün, Yarın ve Sonsuza Kadar