“Bırakın gelecek gerçeği ortaya çıkarsın ve herkesin değerini göstersin. Şimdiki zaman onlara ait ; üzerinde çalıştığım gelecek ise tamamen benim.” N. T.
“Hayat ya da kader ne dersen de. Başkasını yaşatmak için doğduğu gerçeğini değiştiremezsin. Bazen olmaz.” A. B. S.
Kitabın arka kapağında da denildiği gibi birden farklı türü harmanlayarak ortaya temposu ile son derece sürükleyici , öngörülmezliğiyle gergin ve bir o kadar şaşırtıcı roman. Peki nedir bu türler? Gelin bir göz atalım:
SARIKAYA’nın romanı farklı mekanlar kullanması ve orada kendilerine yeni bir dünya kuran karakterlerin oluşu distopik roman özelliğinde olduğunu,
Bir dedektif/polis - suçlu kullanarak temposu hiç düşmeyen bir dinamizm ile okuyucusuna bazen gergin ve korkutucu atmosferler sunabilen bir gerilim romanı olduğunu,
Genellikle gizemli bir olay ya da çözülmesi gereken bir suç içeren ve sonun şaşırtıcılığı ile bir gizem kurgu romanı olduğunu,
Bu kadar kurgunun içinde romanın da çıkış noktasını oluşturan, en başta alıntı ile sözüne yer verdiğim bir dehanın / tarihsel bir şahsiyetin mektubunu kullanması tarihsel gerçekliğin olduğunu bize gösteriyor.
İşte bünyesinde bu kadar türü barındıran bir romanın belki bir yerinde sıkıntı vardır diye arayış içerisine girdiğinizde çabalarınızın nafile olduğunu görüyorsunuz. Üslup olarak o kadar yalın o kadar anlaşılır bir dili var ki SARIKAYA’ nın, her kesimin rahatlıkla okuyup anlayabileceği türden.
Aynı zamanda yazarın romanda hayal ürünü olarak kullandığı karakterlere verdiği isimlerin bir altyapısı olduğunu düşünenlerdenim.
Romanda adı geçen Tamay , dolunay demek.Yani ayın bütün durumu … Lakin Tamay başkalarını tamamlamak için vardı. Romanda ismini veremeyeceğim bir karakterle bütün olacaktı.
Diğer bir farklı isim Temu .. Günümüzde de yurt dışı kaynaklı bir alışveriş sitesine de ismini veren Temu/Tamu , Eski Türkçede “cehennem” anlamına gelmektedir.Temu Belen’in bulduğu kutu kendi cehennemi miydi acaba ? Kim bilir?
Romanda hayali bir mekan olan Kılavuz Ormanı’na verilen isim bile manidardır. Bu ormandakilere yol gösterenler , kendilerine bir dünya kurmak için başka dünyalarını karartanlar ön plana çıkmaktadır. Burada kurulan bu dünya, bana biraz da Cengiz AYTMATOV’un Gün Olur Asra Bedel romanındaki Orman Göğsü Gezegeni’ni hatırlattı.
Kısaca kurgu , kullanılan mekanlar, mekanların kişiler üzerindeki etkisi, geçmiş ve gelecek arasında kullandığı bağlantılarla “Kutu” , heyecanla elden düşürülmeyecek bir kitap olmuş. Yazara bu eşsiz eser için, hayal dünyasından hakikate kadar kattıkları için çok teşekkürler.