Yavaşla, başlık başlık kaleme alınmış bir kitap. Hayatın her alanında, insan ilişkilerinde yavaşlamamızı ve ânın tadını çıkarmamızı öğütleyen bir kitap. Hani bilmediğiniz bir konuda bir yönlendirici, bir mentör ararız ya heh işte Yavaşla'da size hayat konusunda mentörlük yapan bir kitap.
Hayata farklı pencerelerden bakmak birçoğumuza her ne kadar korkutucu, gereksiz gelse de çok heyecan verici bir şey. Yazarın kitaplarında ben bu duyguyu yaşamayı seviyorum. Bazen "Evet ya daha önce neden düşünemedim?" derken buluyorum kendimi. Kendimi her daim yenileyebileceğime, geliştirebileceğime kısacası değişime inanıyorum. Ve bu yenilik kararlarımda bu kitapların katkısı oldukça fazla.
"İnsan bir başkasını en çok yaralarından tanır. Kendi yaralarından." diyor Yavaşla'da yazar. Bizi bu denli anlayabilmesinin sebebi de bu olsa gerek: kendi yaraları... Çözüm sunmasa da olur yeter ki anlaşılayım. Beni anlayabilen -en azından ben anlaşıldığımı hissediyorum- yazarlara, insanlara hayranlığımı da Oğuz Atay'ın şu sözü çok güzel açıklıyor:
"Beni hemen anlamalısın, çünkü ben bir kitap değilim; çünkü ben öldükten sonra kimse beni okuyamaz, yaşarken anlaşılmaya mecburum."