Eveet bugün popüler bir kitap olan "Semerkant" hakkındaki düşüncelerimi, yorumlarımı paylaşmaya geldim. Öncelikle okumadan önce yapılan yorumları incelemiştim, biraz ondan bahsetmek istiyorum. Kitap hakkındaki yorumlara şöyle bir baktığımda gördüm ki okurlar ikiye ayrılmış. Bir kısım tarafından oldukça eleştirilen kitap, bir kısım tarafından övüldükçe övülmüş. Benim nerede yer aldığımı sorarsanız ortada bir yerde duruyorum. Evet eleştirdiğim yönleri olan bir kitaptı ama bu kadar gömülmesini de doğru bulmadım. Bu kitabından yola çıkarak Amin Maalouf'un tarafsız bir yazar olduğunu ben de düşünmüyorum ama her yazar bizim ırkımızdan değil. Doğduğu, büyüdüğü yerden birikimleri var ve bu birikimlerle, farklı bir bakış açısıyla kitabını yazıyor. İşte Amin Maalouf'da böyle yazmış. Bu yüzden Amin Maalouf'un ne tarafsız olduğunu söyleyebilirim ne de bunun yanlış olduğunu...
Kitabın içeriğinden biraz bahsedecek olursam kitap dört bölümden oluşuyor. Tarihî romanları pek sevmememe rağmen ilk iki bölümü okurken gerçekten keyif aldım. Bu bölümlerde yazar; Semerkant'tan, Ömer Hayyam'ın hayatından ve Hayyam'ın tek el yazması olan eserin yazılma sürecinden bahseder. Son iki bölümde ise Ömer Hayyam'a hayran olan Amerikalı Omar'ın, el yazması bu esere ulaşma macerası anlatılır. Son iki bölüm birazcık karışık geldi bana. Ömer Hayyam, Hasan Sabbah gibi tarihî kişilerin hayatlarının hikâyeleştirilmesini daha ilgi çekici buldum.
Bunların dışında bu yazardan farklı kitaplar da okumak istediğimi fark ettim. Sanırım o kitap da "Afrikalı Leo" olacak. Semerkant'ı ise ısrar etmemekle birlikte okumanızı önerebilirim. Benim düşüncelerim bu şekilde.