Milli Eğitim Bakanlığının 100 Temel Eser listesinde de yer alan bu eser ilk olarak Vakit gazetesinde tefrika edilmiş ve daha sonra 1934'te kitap olarak yayımlanmış.
Eserde Cumhuriyet Dönemi Ankara'sından kesitler sunulur. O dönem yaşanan toplumsal değişiklikler kaleme alınır.
Ayaşlı İbrahim Bey, kiraladığı bir apartman dairesinin odalarını tekrardan farklı farklı insanlara kiralar. İşte bu odalardan birine taşınan anlatıcımız, birçok insanın bir arada yaşadığı, ortak alanların bulunduğu bu apartmanda yaşananları, tanık olduklarını anlatır.
Şimdi gelelim benim düşüncelerime. Yazarın ilk olarak okumaya niyetlendiğim eseri Ayaşlı ve Kiracıları olmasına rağmen hep öykülerini okurken buldum kendimi. Şimdi iyi ki yazarı tanımaya öyküleriyle başlamışım diyorum. Çünkü bu kitabıyla başlamış olsaydım muhtemelen yazarın diğer eserlerini okumaya bu kadar hevesli olmayacaktım.
Esendal'ın hikâyelerini okurken sanki onunla karşı karşıyaymış gibi hissediyorum. Durum öykücüsü olması yönüyle günlük hayattan kesitler sunduğu eserlerinde mizahi bir tutum takınmasından dolayı okumaktan çok keyif alıyorum. Ama maalesef romanı için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Beni içine çekmedi kitap, yani kahramanları arkadaşım gibi hissedemedim. Bilemiyorum kitabı okuduğum dönemle de alakalı olabilir çünkü kitaba çok odaklanamadığımı hatırlıyorum. Şahıs kadrosunun kalabalık olması da cabası. Bu yüzden kim kimdi karışmış olabilir.
Tüm bunların dışında tekrar söylemeliyim ki çok mütevazı olan Memduh Şevket Esendal'ı pek severim.