Han Kang'dan okudugum ilk roman Veda Etmiyorum oldu. Kitapta ana karakterimiz de bir yazar ve uzun zaman once yazdığı Kore'de yasanan bir toplu katliamla ilgili kitabindan sonra hayati altust olmus, kabuslar gormeye baslamis, yasama hevesini ve ailesini kaybetmis. Kitaba onun hayata veda etmeden once yazmaya calistigi vasiyetiyle basliyoruz.
Ikinci karakterimiz Inson bir belgesel yapimcisi. Bu karakterin cektigi belgeseller uzerinden kitabin evrenselligi de verilmis. Tutkuyla cektigi belgeseller dunyanin farkli yerlerinde farkli zamanlarda yasanmis savas suclari uzerine.
Ucuncu karakterimiz Inson'un annesi, ana hikaye de aslinda onun gecmisi, yaralari ve bunlarin gelecegi nasil sekillendirdigi.
Kitabin sonuna dogru ana konumuz olan Jeju Katliami daha detayli anlatildikca, Gyongha'nin gordugu ruyanin katliamin bir sembolü oldugunu anliyoruz, binlerce ölmüs agacin denizin gelgitleriyle bulusmasi, sahilde yapilan katliamda yuzlerce insanin gelgitlerle acik denize suruklenmesinin bir sembolu gibi geldi bana. Insanlarin agaca benzetilmesi guzel bir detay. Bu katliami arastirmis ve bu olayi bilen Inson, ruyayi duydugunda etkileniyor ve bunu temel alan bir belgesel cekmeyi planliyorlar. Daha sonra Gyongha bu fikirden sogusa da Inson pesini birakmiyor ve gecmise bir ağıt olacak bu belgeseli cekmek icin kutuk budarken yaralaniyor.
Bu iki karakterimizin bu kaza uzerine yollari tekrar kesisiyor ve Inson'un ricasi uzerine bas karakterimiz bir yolculuga cikiyor.
Bir sure bu yolculugu okuyoruz, arada zamanlar arasinda gecis yaparak okuyucuyu hikayede tutmaya calisiyor ama bu kisim biraz luzumsuz uzun ve tekrarli. Ayni betimlemelerin, karin sogugunun, seklinin, eriyisinin, tipinin, ruzgarin tekrar tekrar ayni manalara cikacak sekilde anlatilmasi bir yerden sonra sadece sayfalari doldurmus.
Asil can alici kisim katliamin anlatildigi bolumler olmus, tabi cok trajik ve vurucu bir hikaye. Ve bize de, bizim tarihimize de cok yakin. Gunumuzde aktif sekilde devam eden soykirimlarin yasaniyor olmasi da insanligin bir adim oteye gidemedigini gosteriyor.
Benim icin en carpici imgelerden biri Inson'un annesinin, kan kaybeden kardesini parmagindan akan kanla hayata dondurmeye calismasi oldu. Ve yasliliginda unutkanliklari baslayinca bunu kizina da yapmaya calismasi. Kizini bazen kardesi, bazen ablasi, bazen annesi yerine koymasi.
Katliamin her detayi cok vurucu. Sahilde erkek, kadin, cocuk, gebe ayirt etmeden kursunlanan binlerce insan. Ceyrek omru sebepsiz yere hapishanelerde curuten, iskence goren ve cikinca hayata bu travmalarla devam edenler. Yakilan koyler, harcanan hayatlar, insanlik disi her uygulama akliniza kaziniyor. Boyle bir kitap okuduktan sonra hayata okumadan onceki gibi devam etmeniz mumkun degil, bu anlamda da Gyongha'nin en basta yasadigi ruhsal bunalimla empati yapmamizi sagliyor yazar.
Kitabin ismini ve kapagini da cok begendim. Gecmisteki yuklere veda etmiyor , yaşanan travmalarla buluşup onlarla yüzleşiyor karakterlerimiz.
Iceriginin kalitesi icin yuksek puan veriyorum. Cogu imge kayboluyor bizim icin bence cunku Kore kulturunde karın, yemeğin, ruhlarin, ölümün onemli bir yer tuttugunu biliyorum, buna dair verilmek istenen ince detaylari anlamak icin belki kulturel bilgim de yetmemis olabilir.
Aslinda anlatacak cok seyi olan bir kitap neredeyse yarisina kadar bosa harcaniyor gibi geldi bana. Biraz zamanlar arasi gecis ve oradan oraya atlamasi da karmasiklastirmis. Tabi bu yazarin kalemidir, kimisine harika gelebilir, benim icin yorucu oldu biraz. Gene de yazari tanimak icin okunmaya deger.