Gönderi

Ne Olursa Olsun Yaşamaya Mecbursun *
Puan vermedi·282 syf.··
2024 182. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 27 Kasım 2024 22:38
" 'Yaşamla ölüm arasında bir kütüphane var" dedi. 'Bu kütüphanedeki raflar sonsuza kadar gider. Her kitap yaşamış olabileceğin başka bir hayatı sunar sana. Farklı seçimler yapmış olsan, şu an nasıl bir hayatın olacağını görürsün... Pişmanlıklarını telafi etme şansın olsaydı, bazı konularda farklı davranır mıydın? ' " Romanımızın kahramanı Nora Seed parlak bir zekaya sahip ve yetenekli bir öğrenciyken şimdi 35 yaşında ve yaptığı seçimler sonucunda ağabeyi ona küsmüş, en yakın arkadaşı ile bağları kopmuş, nişanlısını düğünden iki gün önce terk etmiş, hayatı yalnız yaşayan (!) bir kadın. Çok sevdiği sarman kedisi Voltaire'in ölümü ve ardından da işinden kovulmasıyla artık bu dünyada kendisine bir yer olmadığını düşünüyor ve hayatını sonlandırmaya karar veriyor. İntihar eylemi sonucunda yaşam henüz bedenini terk etmemişken kendisini içinde sonsuz ihtimaller barındıran bir kütüphanede buluyor. Saatin hiç değişmediği bir geceyarısı kütüphanesinde. Bu kütüphanenin rafları sonsuzluğa uzanıyor ve içinde yaşamı boyunca yaptığı seçimler sonucunda yaşayabileceği her hayat için ayrı bir kitap barındıyor. Yani sonsuz sayıda... Kitabı kurgusundaki bazı mantık hatalarına rağmen (ki bu da çok normal geliyor bana) sevdim. Yıllar önce oynadığım "Life is Strange" isimli bir bilgisayar oyununu hatırlattı bana. Can dostumuz Chloe'yi kurtarmak için her seçimi tekrar tekrar yeniden yaptığımız ve nihayetinde elimizden Chloe'yi kaderine bırakmaktan başka hiçbir şey gelmediğini anladığımız oyun finalinde gözlerim dolarak böğrüme oturan öküzü anmadan geçemedim. "The Butterfly Effect" , "Mr.Nobody", " Run Lola Run" gibi filmleri sevdiyseniz o tadı veriyor diyebilirim kitap için. Bir Netflix dizi senaryosu da çıkabilirdi aslında kitaptan. Ya da çıkmıştır belki ben bilmiyorumdur. Kitabın konusunu özgün bulduğum nokta, karakterimizin geçmişteki kırılmalara sebep olan seçimlerin farklı şekillerde yeniden yapıldığı anlara gitmek yerine, o seçimlerin çoktan yapılmış olduğu hali hazırda zaten akmakta olan yaşamlara gitmiş olması. Yani paralel evrenler arasında seyahat etmesi, yaşanan şeylerin eş zamanlı olması. Sonuç olarak diyebilirim ki, bu kitap zaten hiç bilmediğimiz hiç yazılıp çizilmeyen konulara kuş kondurmuyor, fakat asla bir zaman kaybı da değil. Matt Haig'in kendine has eğlenceli ve samimi anlatımı, sözcükleri ustaca kullanımı ile oldukça akıcı bir roman. Bir çırpıda bitiveriyor. Bir de bitirdikten sonra düşünüyor insan geçmişte neyi farklı yapsaydım daha mutlu olurdum? Ama geçmiş artık müdahale alanımızda değil. Oysa yaşadığımız her an (şu an) bizim için yeni seçimler, yeni kararlar söz konusu. Geçmişin yasını tutmaktansa geçmişten öğrenmek, geçmişten gelen yaralarımız yüzünden kendimizi yok etmektense öğrendiklerimizle yeniden var etmek, dünde ölmektense bugün yaşamayı seçmek mümkün. " Eh, güzelliği de burada değil mi? Nasıl biteceğini asla bilemezsin. " * " Ne Olursa Olsun, Yaşamaya Mecbursun" (Bulutsuzluk Özlemi)
Edebiyat
Gece Yarısı KütüphanesiMatt Haig · Domingo Yayınevi · 202598,1bin okunma
·
93 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.