·371 syf.··Beğendi
···Okunma: 28 Kasım 2024 14:28 “Bu karakterler yapıtından hoşlanmayanlara şaşarım; hoşlananlara da ayrıca şaşarım.“
İşte eserin son cümlesi bu şekilde :)
La Bruyere 1645 yılında Paris'te doğdu ve 1696 yılında Versailles'da öldü. Kendisi hukuk öğrenimi görmüş olup mesleği dışında da tarih öğretmeni ve saray katibi olarak çalıştı.
Yunan düşünürü Theophrastos'dan etkilenerek yazdığı Karakterler eseri ilk baskısını 1688 yılında yapmış.
Kitap konu başlıkları ile bölümlere ayrılmış ve her bölüm altında numaralandırılmış bir şekilde kısa kısa ifadeler bulunmaktadır. Böylece okuması kolaylaştırılmış diyebiliriz.
Kitabın bölüm isimleri ve her bölümden seçtiğim birer alıntı şu şekilde:
* Düşünce Ürünleri Üzerine
"Sadece çağın zevkine uyarak yazı yazanlar, yapıtlarından çok kendilerini düşünmüş olurlar; insan hep üstünlüğe yönelmelidir ki çağdaşlarımızın bizden esirgedikleri bu hakkı gelecek kuşaklar bize verebilsinler..." Sayfa 27
* Kişisel Değerler Üzerine
"Üç çift atın çektiği pırıl pırıl arabanda, peşinde sürüklediğin bir sürü aşağılık kişilerle değer bulduğunu sanıyorsan aldanıyorsun Philémon. Dış görünüşündeki bu gösterişli şeyleri bir yana bırakırsan bir budaladan başka ne kalır ortada." Sayfa 34
* Kadınlar Üzerine
"Kadın, artık sevmediği bir erkeğin, bir zamanlar kendisine verdiği önemi bile hatırlamaz olur." Sayfa 44
* Gönül Üzerine
"Aşklar, tiksinmeyle ölür; unutmakla da gömülürler." Sayfa 65
* Toplum ve Söyleşi Üzerine
"Yeryüzünde sadece iki kişinin bulunduğunu ve tüm dünya nimetlerini aralarında paylaştıklarını farzediyorum; gene de bu insanların çok geçmeden bozuşmak için bir neden bulacaklarına inanıyorum." Sayfa 86
* Varlıklı Olma Üzerine
Bu bölüm gerçekten nefisti. Gayet derslik bir zenginlik ve açgözlülük eleştirisi var içerisinde. Seçtiğim bir alıntıyı ekliyorum:
“Bazı insan türlerinin fazla varlıklı oluşlarına gıpta etmeyelim; onlar, bize kolay gelmeyen bazı şeylerle erişmişlerdir bu duruma. Bu iş için dinlenmelerini, sağlıklarını, namus ve vicdanlarını ortaya koymuşlardır; çok şeye malolmuştur bu onlara; böylesine pahalı bir alışverişte hiç kazanç yoktur.“ Sayfa 99
* Kent Üzerine
"Uygar bir kentte, bu paralı mutlu kişileri, değerli insanlardan üstün tutulduklarından ötürü, hemen uzaklaştırmak, yargılamak gereklidir." Sayfa 126
* Saray Çevresi Üzerine
"İnsanlar alçak gönüllü olup da azla yetinmeyi bilselerdi, nakışcılara, pastacı ve şekercilere iş kalmayacaktı; onların ustalıkları boşuna olacaktı. İnsanlar çıkarlarına bakmayıp gösterişten kurtulsalardı, saraylar ıssız, krallar da hemen hemen yalnız kalacaklardı." Sayfa 131
* Büyükler Üzerine
Onlar; prenslerin, bakanların karşısında alçalırlar, utangaç olurlar. Erdemli kişilerin karşısında çalımlı ve güvenlidirler; bilginlerin önünde ise dilleri tutulur, şaşırırlar; bilgisiz kişilerin karşısında da canlı, yiğit, kararlıdırlar. Kanun adamına savaştan, maliyecilere de politikadan sözaçarlar. Kendilerini kadınlara karşı tarihci, hekimlere karşı ozan, ozanlara da matematikci gösterirler. Onların özdeyişlerle, hele ilkelerle hiç alışverişleri yoktur; kendilerini, zenginliğin çekiciliğine, lutufların rüzgarına kaptırmışlardır; rastlantılara koyvermişlerdir. Kişiliklerine özgü düşünceler taşımazlar; gerektikçe de onları şundan bundan edinirler. Başvurdukları kişiler, ne bilge, ne usta, ne de erdemlidir; günün modasına uyan insanlardır. Sayfa 173
*Kral Ya Da Halk Üzerine
“Toplumlarda halkı bayramlara, oyunlara zenginliğe, tatillere zevk, gösteriş ve gevşekliğe boğarak uyutmak çok eski ve sağlam bir politikadır; halkı boş şeylerle avutup geçici zevklerin tadına vardırmaktır: bu hoşgörürlükle acaba zorbacılara büyük bir fırsat vermiyor muyuz?“ Sayfa 177
* İnsan Üzerine
“Kimi yoksulluklar karşısında, insan adeta mutluluğundan bir çeşit utanç duyar.“ Sayfa 219
* Yargılar Üzerine
“İnsanları tıpkı bir tablo ya da bir cisim gibi ilk ve tek bir görüşte yargılamamalı: Derin derin incelememiz gereken bir gönülleri, bir iç dünyaları vardır onların. Zira alçak gönüllülük altında görülemeyen birçok değerleri olduğu gibi, iki yüzlülüğe bürünmüş kötü ruhlar da taşıyabilirler onlar. Pek az kişi bunları ayırt edip ortaya çıkarabilir. Üstün erdemler gibi, en koyu kötü huylar da yavaş yavaş, zamanla ve fırsatların yardımıyla patlak verir.“ Sayfa 249
* Moda Üzerine
“Zamanın kendisi bile yok olacağına göre, bu moda denen, pek gözde olan şeylerin durumu ne olacak? Modaya fazla uymayan erdeme gelince, sadece o, zamanı aşıp zamanın da üzerine çıkabilir.“ Sayfa 299
* Bazı Adetler Üzerine
“Soyluluğu satın alamayacak kişiler vardır. Alacaklarını altı ay daha bekletebilmekle soylu olabilecek kişiler de yok değildir. Kimileri ise, akşamleyin soysuz olarak yatar, sabahleyin soylu kişi olarak kalkar.“ Sayfa 300
* Bilgiçler Üzerine
“Ey kendini beğenmiş, manasız insan! Aşağı bulup, ayaklarının altında ezdiğin bir solucanı yarat bakalım! Kurbağadan iğrenirsin ama onu meydana getirebilir misin?“ Sayfa 367
Bu farklı ve özel eseri düşünen ve fikirler üreten her okura tavsiye ediyorum.
Herkese faydalı okumalar dilerim.