·160 syf.··Beğendi
···Okunma: 29 Kasım 2024 20:23 Eserimiz 3 kısımdan oluşuyor ve her kısımda birkaç ayrı hikâye var. Birinci kısım benim için enfesti. Birinci kısımdaki tüm hikâyeler çok hoşuma gitti. Özellikle Değirmen, Viyolonsel ve Birdenbire Sönen Kandilin Hikâyesi. Hikâyelerde kıssadan hisseler söz konusuydu. Ve yine hikâyelerin sonunun nasıl biteceğini tahmin edemiyordum. Sonlarında hep şaşırıp kalıyordum.
Ancak ikinci kısmı okumak tam bir zulümdü. :D İkinci kısmın ilk hikâyesinden son hikâyesine kadar hiçbirini beğenmedim. Kıssadan hisse yoktu. Bir giriş vardı, gelişme bazen var bazen yoktu, sonuç da ya var ya da oldukça anlamsızdı. :( Birinci kısımla alakaları yok gibiydi.
İşte tam bu noktada Sabahattin Ali'nin kitabın başına eklemiş olduğu kısa önsözü geldi aklıma. O kadar naif, o kadar inceli düşünceli bir yazar ki; daha başında biz okurlarından özür diliyor.
Önsözünde diyor ki: "Şiir ve hikâyelerim arasında, yazmış olmaktan utanacağım kadar kötüleri olduğunu biliyorum. Bunların bir kısmının çocuk denecek yaşta yazılmış olmaları bir mazeret değildir; çünkü bu çeşit bir yazıyı bugün herhangi bir imzanın üstünde görsem, sahibini ıslah olmaz bir zevksizlik ve tam istidatsızlıkla suçlandırmakla tereddüt etmem. Bunların, benim sanat hayatımın gelişmesini göstermesi bakımından, sadece kendim için bir ehemmiyeti vardır ki,bu da onları başkalarına okutmak için bir sebep olamaz.
Buna rağmen bu yeni baskıdan onları çıkaramadım. Çünkü, bir kere okuyucu önüne sermiş olduğum taraflarımı sonradan örtbas etmeye hakkım olmadığı kanaatindeyim; ama böylece belki de eski bir hatayı devam ettirmekten başka bir şey yapmıyorum.
İyiyi kötüden ayırmak külfetini okuyucuya bıraktığım için özür dilerim. (S.A.)"
Bu önsözü neden yazmış olduğunu ikinci kısımda anladım ve zor da olsa okumayı bitirdim. Üçüncü kısım yine ilk kısım kadar olmasa da güzel hikâyelere ev sahipliği yapıyordu.
Sabahattin Ali, Türk edebiyatında benim en sevdiğim yazardır. Bu kitabını okumaktan da asla pişmanlık duymadım. Aksine, onun gelişimini de görebilmek bana büyük bir haz verdi. İyi ki var oldun, Sabahattin Ali. İyi ki bizim edebiyatımıza doğdun.