8/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2024 109. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 29 Kasım 2024 23:59
(arkakapakyazısı) "Acımasız bir yetişkin dünyasında seslerini bulmaya çalışan gençlerin korkusuz bir tasviri… Lela’nın sürekli düşündüğü iki şey vardı: Tarih öğretmeninin ölmesi gerekiyordu ve sonra da armut bahçesinin ötesinde yeni bir hayata başlamalıydı. Sovyet sonrası Gürcistan’da, Tiflis’in kenar mahallerinden birinde, yatılı bir okul vardı. Zihinsel Engelli Çocuklar Okulu ya da yerli halkın deyimiyle Gerzekler Okulu. Aileleri tarafından buraya bırakılan çocuklar, şiddet, cinsel istismar ve ihmalle dolu bir öğrencilik hayatı sürmekteydi. On sekiz yaşına gelmiş bulunan Lela, okuldan ayrılacak kadar büyümüştü ama gidecek bir yeri olmadığından okulda kalıyordu ve hem kendi kaçışına hem de okuldaki küçük çocuklardan biri olan İrakli’nin geleceğine dair planlar yapıyordu. Amerikalı bir çift okuldaki çocuklardan birini evlat edinmeye karar verince, Lela da İrakli’nin bu fırsatı yakalayabilmesi için elinden ne geliyorsa yapmaya, canını dişine takmaya karar vermişti." Okul, iç içe bakımsız evlerin bulunduğu, alt gelir düzeyindeki insanların yaşadığı, komşuluk ilişkilerinin devam ettiği tam bir kenar mahalledeydi. Anne babası olmayan ya da anne babasının maddi nedenlerle bakamadığı zihinsel engelli çocukların( hepsi zihinsel engelli değildi çocukların bu arada) kaderlerine terk edildiği bir yerdi Zihinsel Engelliler Okulu. Aslında ortam bana daha çok çocuklar için bir akıl hastanesini veya yetimhaneyi hatırlattı bu arada. Olayların odak noktasında, yaşı dolduğu halde okuldan ayrılmayan Lela yer alıyordu. Lela, itiraf edemese de hem okuldan ayrılırsa ne yapacağını bilmediğinden, hem de öğretmenlerinden Vano’dan alacağı intikam nedeniyle ayrılmıyordu oradan. Bir de belki kendisi farkında değildi ama, oradaki çocuklara karşı sorumluluk hissettiğinden kalıyordu bence. Çünkü küçük yaşından itibaren kendisinin de maruz kaldığı yetersiz fiziksel koşullar (temizlik, beslenme, giyinme hepsi sorun) ve okul personelinden gördükleri şiddet ve istismardan dolayı erken yaşta çocukluktan çıkmak zorunda kalıyordu okulun sözde ögrencileri. Anne babalarının umursamadığı bu çocuklar kaderlerine ve okuldakilerin insafına bırakılmıştı. Ölüm, zararlı maddeler ve istismarla erken yasta tanışıyordu çoğunluğu. Kısacası, terk edilen, yalnız ve çaresiz bırakılan bu çocukların yaşamak zorunda bırakıldıkları acımasız ortama uyum sağlamalarının; bunu yaparken de birbirine sığınan bu masum kalplerin, yitirdikleri umutların, kaybettikleri masumiyetin, yıkılan hayallerinin öyküsüydü Armut Bahçesi. Yaşanan bazı olaylar insanı gerçekten üzüyordu okurken. Kısa ama etkileyici bir kitaptı özetle. Bu nedenle, dramatik kitapları seven okurlar da beğenecektir diye düşünüyor, keyifli okumalar diliyorum herkese. Kitaplarla kalın.
Armut BahçesiNana Ekvtimishvili · Profil Kitap · 2022132 okunma
·
39 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.